Göğün en mağrur yetimi sensin;
buzdan bir rüyanın kıyısında
susarak dönersin çağların etrafında.
Güneşten uzak,
kendi yalnızlığına en yakın yerdesin.
Altın tozuyla yıkanmış bir sükût
adın gibi çöker boşluğa.
Belinde taşıdığın o muazzam çember
bir süs değil,
bir çarpışmanın,
bir kopuşun,
bir yıkımın en zarif hatırası.
Parçalanmış uydularının yasını tutar gibi
ışık saçarsın kırıklarından.
Kristal parçaları her çarpıştığında
işitilmeyen bir senfoni
akar evrenin kulak zarına,
sessizlikten örülmüş bir müzik.
Sen, zamanın efendisi değil
ama onun en eski tanığısın.
Fırtınalarını kalbine gömen dev,
dışarıdan mermer kadar dingin,
içinde kıyametleri saklayan bir yolcu.
Tahtın yok,
ama tacın yıldızlardan.
Ve halkalı sessizliğinde
evren en derin sırrını fısıldar:
Zarafet,
bazen
en büyük enkazdan doğar.
Kayıt Tarihi : 23.12.2025 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!