Meclisten kovulmuştu bir bacımız,
Son katına katlanmıştı acımız,
Sen susarken artıyordu sancımız,
Sen kimsin, necisin anlayamadık?
Köşeleri tutanlara bu hitap,
Ne Peygamber tanırlar ne de kitap,
Musluklar kapandı düştüler bitap,
Yılana sarılıp yatan soysuzlar.
Darbeciye darbe yaptı yiğitler,
Hepten rezil oldu feto cu itler.
Kör baltalarını vurdular taşa,
Maddiyat için çıkmıştık yola,
Avrupaya olduk dikişsiz yama,
Ha bugün ha yarın döneriz derken,
Neslimiz yüzünden hep düştük gama.
Ömrümüz geçti, gençliğimiz çürüdü,
Her gidip gelene, diyorlar hacı,
Allah bilir ancak, kim takar tacı,
Ömrü yeten döner, kalır birkaçı,
Tacını başına, tak ta öyle dön.
Mal mülk Allah'ındır, gerisi yalan,
Sevinsin gidenler üzülsün kalan,
Her hac mevsiminde, içime dolan,
O manevi havaya koşun hacılar.
Hacca gitmek için yola çıkana,
Güle güle demek yetmez ki bana.
Ben de isterim bir daha gitmek,
Güle güle demek yetmez ki bana.
Yaşlar içime akar her hac zamanı,
Güle güle gidin de gül olun dönün.
Ölmeden ölüp, kurtaralım imanı,
Güle güle gidin de gül olun dönün.
Ne bu rezalet, büyüyor günden güne,
Selâm veremiyorsun, her gördüğüne.
Günaydın varken, selâmı gericilik sayıyor,
Yavaş yavaş gençliğimiz, batıya kayıyor.
İnsan bu, çiğ süt emmiş hata yapar derler ya,
Hatalar seline kapıldık, günahlar derya.
Ne olacak halimiz düşünmekten uzağız,
Dünya sevdası ile, kendimize tuzağız.
Ölüm var, hesap var, mutlaka gelecek başa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!