Halis BÜYÜKBAYRAKTAR (hOça) Amasya'da 1957 yılında doğdum. Kılıçaslan İlkokulu’nu, Amasya Lisesini bitirdikten sonra Amasya Eğitimden mezun oldum. Öğretmen olarak Zonguldak ve Adıyaman İllerinde görev yaptıktan sonra öğretmenliği bırakarak Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri bölümünü bitirdim. Halen öğretmen olarak görevimi sürdürmekteyim. Bursa ve Amasya da karma ve kişisel yağlıboya resim, karikatür sergileri açtım. Amasya’lı Sanatçılarla birlikte Amasya Sanatçılar Derneği'ni kurdum ve Başkanlığını yapmaktayım.
Eserleri
Tiyatro Eserleri; “Beş Yıldızlı Yaşam”, “Kafalar Değişmeli”, ” İki Eşek Biri Kişi”, “Badigart”, “Ferhat ile Şirin"."
Çocuk Tiyatro Eserleri; “Aycan Filtreli Cadıya Karşı”, “Kayıp Lale”(Kaybolan Amasya Lalesi) , “Bağlanmak mı, Hayır! ”, “Keloğlan ve Üzgün Meşe Kül Tablası”, “Yerli Malı”, “Yitikler Mağarası”, “Avcı mı? Av mı? ”, “Oku Oku Yaz.”, “Oğul Can”,” Her şey Amasyam İçin”. "Bimarhane’nin Sihirli Elleri” (Şerefeddin Sabuncuoğlu) .
Şiir Kitabı; “Sızıntı Toprakta Can Gibi” “Doğal Derinlikli Gün Uzunluğu”
Çocuk Şiir Kitabı; “Çocuklar ve Çiçekler”
İletişim:[email protected]
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!