Canım demokrasim, nedir bu oyun
Halka ipotek var, maket konuşur
Nereye sürüldü, yürekle beyin
Dar dikilmiş gömlek, ceket konuşur
Çamura batmış da yol tarif eder
Nadanlar elinde, asırlar heder
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




iktidardar ve çıkarlar adına demokrasinin zedelenmesi maalesef çok üzücü......kutluyorum şiirinizi tüm içtenliğimle ve tam puanımla..........Saniye Sarsılmaz
sevinin mehmedim sevinin
sanma kalır bu teker tümsekte
ölsek de sevinin eve dönsek de
sevinin mehmedim başlar yüksekte
Tebrikler Üstadım.
Oldukça renkli sayfa düzeninde,
Şiir konuştu, ben sustum.
Tam puan ve saygılarımla.
Kutlarım harika şiir......
Halk şiiri içerisinde bilinçli bir özge farklılık arzeden bir şiir olmuş.
Mevcut kullanılan ayakların zıddına daha az kullanılan ve aynı zamanda teknik terimler içerin kalıp kullanılmış.
Tam benim istediğim bir türden...
Tebrik ediyorum Değerli Ali Rıza'yı ve devamını diliyorum çalışmalarının...
Selamlarımla...
Ahmet Süreyya DURNA
ankarada hükümet, istanbulda servet, anadoluda kaba kuvvet;
bir bilmece olsaydı cevabı bu şiir olurdu her hal
dokuz kişiye bir pul, bir kişiye dokuz pul sendromu virüslü yaftasıyla asılıyor hala omzumuza
bir maymun gibi mahkum ediyorken bizi çikita muza
ömrünün hırsızıdır/ her ölen pişman ölür misali
anladım ki tokluktan ölenler açlıktan ölenlerden fazladır
yeniden ortaçağın engizisyonlarını yaşamaya mahkum olmak da bu şiirde bir yaradır
gayri hilkat garibesidir yaşanan
her ölen pişman ölür
tebrikler zülf-ü yara dokunan şiiinize
Onlar kendilerini daimmiş sayıyor...Harika bir çalışma.Cesur yüreğinizi kutluyorum.
Halimizi çok iyi anlatan bir şiir olmuş bence.Yürekten kutluyorum,saygılarımla...
Kalem var, kelam var, tatlı dilim var
Her gönüle uygun, renk renk gülüm var
Bir geçit kapansa, birbir yolum var
Barış sürülürse, roket konuşur
Güzel ve anlamlı dizeleriniz için tebrikler. Yüreğinize ve kaleminize sağlık.
Halimiz ayan beyan nedir bu başbayan demiştim bir zamanlar sayın Çillere.Şimdide değişen birşey yok üstadım zengin yine engin vur fakirin bağrına çeker diyorlar.Yüreğinize sağlık üstadım.
Allaha emanet olunuz saygılarımla ümüt güngör
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta