O, son çırpınışlarıydı bir bedenin...
O, isteksiz alındığında verilenin;
O, son titremeleriydi ellerin!
O her saate bir macera sığdıran yüreğin,
O, kopar gibi gidişiydi candan,
'gece geliyor' diye kaçması gibi güneşin...
Huri sevdim sandı aptal yüreğim
İçi Melek dedi şapşal hislerim
Cin çarpmışa döndü sonra gözlerim
Şu kulun karşımdan gönder Allah'ım..
Gönlüm inanmadı sevmesin beni
Eğer suçlu ise deli şairin,
Bohçan alıp gitmekle yetinme
Bir daha barışmam diyorsan eğer
Kahredip yârim küsmekle yetinme
Kader de var ise çıkılır dağlar
İlle gideceğim sensiz dediydin,
Boynuna bir beyaz atkı sardıydın.
Yıllar sonra birgün çıkageldiydin;
Demek utancından bakamadın ya!
Falan yerde filan yerde dediler,
El nereye gidiyorsa şehirlerin içinden,
Asma köprülerin geçip üstünden,
Hangi iklime, meyveye, basıp çimeninden köylerin
Koca koca dağlar ezip bilip bilmeden;
Gitmesem de haber salsam ne olur…
Ben ki;
Bu hazin hikayenin vefalı adamı!
Seninle üst üste iki saat bile
muhabbet edememişken
diz dize oturup,
bir gece gözgöze bakışmak için,
Bu gece kendine göz kulak ol!
Çıldırabilirsin...
İyi niyetini sakla gece yarısına,
Sabah ezanında şahit ol!
Öğle namazına müteakip
diyebilir Hoca ardısıra!
Sen bir dünyasın çözülmen zor
Dudağında haplar, saçlarında kar
Yarın ne olacak belli mi doktor
Bini geçti bana verdiğin zarar!
Neyi ikiye bölüyon bir bölü iki
Sokağa çıkmıyorum...
Ve o kadar özlemişim ki
türkü söylemesini!
Bi güzel yıkasan beni
Ellerimi yıkasan diyorum
O kadar kirlettiler ki ellerimi…
Öyle kısalttılar ki şu uzun yolları,
'Hasret' diye bir duygu, özlenen biri kalmadı...
Vuslatlar hemen ikindiyi bekliyor,
Kavuşamayanların elinde
gecikmiş savunmaları yok anlıyacağın...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!