Korkuyorum sevgilim
Kirpik uçlarıma kadar korkuyorum
Bir gün gidersin diye
Yokluğun gecenin sessizliğinde yankılanır diye
Bilirsin kalbim ürkektir
Gelemiyorum sana
Bileğimde görünmeyen ama taşıdıkça ruhumu ezen
Mecburiyetin soğuk prangaları var
Her halkası ayrı bir yük
Her bağı ayrı bir sınav gibi
Adımlarımı geriye çeken bir kader çizgisi
Bir mezar taşına gerek yok,
Suskunluğunda gömülür insan.
Nefesi sürer, kalbi çarpar belki,
Ama ruhu çoktan terk etmiştir onu.
Sevdaya küskün gönlümün suçlusu kim
Söyle
Sen mi
Yoksa kalbimi defalarca ateşe atan ben mi
Bir isim söyleyin
Bir yüz çizin ki içimdeki yangını
Bir beyaz kâğıda anlattım sana sevgimi,
Yağmur camları kıracak gibi vuruyordu,
Sanki gökyüzü bile bizim için ağlıyordu.
Ben ise her damlada sana biraz daha yaklaşıyordum,
Sanki yağmurun düşen her damlasında kalbimin sesi vardı.
Sen ve ben…
Birbirine dokunmadan tutunan iki kelime gibiyiz
Aynı cümlenin içinde aynı duygunun özünde.
Kalabalık bir dünyanın ortasında
Birbirine rastlayan iki yalnızlık belki de
Ama sen gelince yalnızlık bile yerini
Bir sokak lambası altında buluşalım kimse görmesin seni
Gece sadece bize ait olsun gölgem tenine değsin sessizce
Bir nefesinle ısınsın üşüyen ellerim
Bir bakışınla unutsun kalbim bütün geçmişi
Yağmur başlasın isterim o an
Yine uykuyu haram kılan bir gecede seni yazıyorum,
Gece omuzlarıma çökmüş bir ağırlık gibi.
Saatler işlemiyor,
Zaman bile benden yüz çevirmiş.
Gönlüm çoktan kapatsada gözlerini,
Gözlerim hâlâ açık.
Ah benim yaralarıma sırdaş yalnızlığım
Adını kimse koyamadı bu hâlin
Ben her gece yeniden tanıdım seni
Kalabalıkların içinden geçip
Boşluğa vardığımda
Elimi tutan tek şey sendin
Bir zamanlar başka bakardı gözlerim…
Daha berrak, daha masum, daha umutlu.
Şimdi aynaya her baktığımda
çizgilerde yılların değil,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!