Ellerin ay şavkında göğe uzanır.
Parmak uçlarına dokunur bir yakamoz elvedası .
Bir dua bulur bir elemin yerini
Gaybi gecelerde yıldızlar Secdelerde aşikâr
Karanlıklar edebinden hâya duyar
Rüyalarımız bize bir Yusuf emaneti
Ve ölüm en çetin girdaplarından geçerdi ihanetin
Yağmurun gölgesinde, ölüme susardı kuraklık
Yağmur yağacak diye batı doğuyu asardı bulutların ölüm kokan uçurumlarında.
Su ve toprak orada yeniden ölümlü dudaklar sahnesinde Çamurlaşırdı
Ey Bu asilliği çamurlaştıran Hırs
Fıtratı özünde emsalleşen
Mülteci duygularım sınırlardan geçiyor
Takılıp düşerken demir tellere
Dizleri acıyor, kalbimin...
Şehirleri öksüz kılarken bombalar
Hüznün soğuk rüzgarları göğsüme doluyor
Hicretsiz yaşamayı kabullenmek sanarak
Bir adam öldü .
Bir nefes selada
Bir ömür gurbette
Bir yel gibi gelip geçti
Ömür bir işçi maaşında mesaiden
Ölüm rolü verildi aniden
Yol bulmak için ısrar ettiğim çıkmaz sokakları ,
Geç kalmanın mahcubiyetini yaşarken çabaladığımı sandığım zamanda oyalanmaları,
Manzarası güzel diye sevdiğim manasız uçurumları
Ardına kadar araladığım araftaki kapıları
Sınırları örselenmiş kayıp şehir haritaları
Abajur sandığım sokak lambaları
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!