Halı Şiiri - İbrahim Çelikli

İbrahim Çelikli
1151

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Halı

evin en güzel odasına
en aydınlık pencereye karşı
kurulur halı tezgahı
buğular; damlacık olur
süzülür camlarda
daha sabahın ayazında

bir sağa, bir sola
bir koşa, bir dura
bulanık bir görüntü dışarıda
uçan kuş, koşan çocuk
dalga dalga
okul yolunda, çelenlerde!
eşe-dosta ikram, ayrılmış çiçek dalı
köklendirilmeye başlar
çatlak-kırık testilerde

küpeliler testi kırığı saksılar içinde
çiçek açar, pencerelerde
hıdırların kokusu mest eder insanı,
örselendiğinde,
fesleğenmişcesine
çiçekler isyan edercesine yukarıya
uzatma gayretinde yapraklarını,
camlardan dışarıya

daha sonra,
halı dokunan evlerin
yorgun kızları
yolmadan harmandan
arta-kalan zamanlarını
testi kırıkları,
yağ-boya tenekelerinden saksılarda
yeşerttiler;
hanımcamadayandı,
telefon, küpeli, uyku,
garazevde fidanlarını
donattılar pencerelerini boydan boya
Tahsinlerin dam ucunda
Zakkumlar patgüller açardı

saksı içinde kamış ya da bir sopa
ve ucunda içi boş bir yumurta...
yazları kayalarda kekik, peynirgülü,
Depeyurdun altında arifgülü
evlerin bahçelerinde
arıgülü, bahçegülü

güzleri dam uçlarında
çelen arkalarında
kasımpatları
sarıdan pembeye kırmızıya
patgül adıyla müsemma

yirmi beş tin bir urup,
dört urup bir sıra,
“-sonra atkıyı geçir,
eliyin kahıynan üç kertik ayala,
alt atkıyı gevşelt
kirkiti indir
üst atkıyı geçir sonra
olanca gücünü verip bileğine”
ve oldukça sert

“halı dokurun halı da
yüz ilmek bir sırada
yavıklım seninnen ben de
erecez mi murada”

coşkuyla, heyecanla, paralanırcasına
kirkit vurup gücüle
on santime otuz sıra
makasla kırpık çıkar, elin tersiyle
kurtları ayıklamayı unutma
dokuyu tara geriye,
seyir eyle, keyifle

başla yeni bir sıraya
şevkle, coşkuyla
gelepler gülecende sarılıp,
bir sırıkla yukarıya
sıra sıra asılmış rengarenk
yün iplerden koparıp
göz ucuyla modele bakış
yeni bir sıraya başlayış

'-şu karşı yaylada göç katar-katar•
bir güzelin derdi sinemi yakar
bu ayrılık bize ölünden beter
geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni.'

düğüm-düğüm, ilmek-ilmek
kırpık, yuva, imelek
atkının, düğümlerin, kirkitin
makasın sesinde ahenk
halıcı kızların yaşam sevinçlerine denk

“çemberimde gül oya,
gülmedim doya doya
dertlere karıyorum,
günleri saya saya
al beni kıyamam seni

köşe başı beklerim,
vay benim emeklerim
dümbeleği çala çala,
yoruldu bileklerim
al beni kıyamam seni”

kıyıya ters düğüm ve
biri kıyıyı örer,
birkaç katlı zemin ipiyle
diğeri kurtları keser
halı dokumayan kadın ve çocuklara düşer
sakız alımı, su
gülecende yumak, atkı ipini melek
çapraşık ipleri,
kırpık sepedindeki
düğüm olacak kadar
uzun ipleri ayıklayıvermek

“sırtındaki yeleği
ben örmedi mi yarim
kızlarla konuşurken
ben görmedi mi yarim
Evreşe yolları dar, daar
bana bakma benim yarim var”

falan-filana havasımış,
ve bir sürü ayrıntılı haber
akran, akraba, komşu, hısım
birbirine keşik eder
yavaş dokuyup
altta kalana atkı atıp,
halıcı kızlarda
gün boyu ölümüne yarış
her gün
bir önceki günden farksız tıpatıp,
güya yoğun lakin,
yavan bir yaşayış...
önce kıyı modeli
bir uçtan, diğer uca
sonra orta model,
bir ona, bir buna.
düğüm düğüm nakış düşer halıya
derken asker yavuklusu düşüverir aklına

“-karlı dağlar olmasaydı
gırmızı gül solmasaydı
ölüm Allahın emri ya
şu ayrılık olmasaydı”

kahrından değil,
“-türküyü böyle yakmış”
belki de onun gibi
hasret çekenin biri
son alınan mektup
haftalar önce yazılmış
türküsü “gelmeyen yar mektubu”na
yaşlar süzülür yanaklara
göz pınarlarından aşağıya
gönüller burulu-kalmış

'-bir of çeksem karşı ki dağlar yıkılır
ellerin mektubu gelmiş okunur
benim yüreğime hançer sokulur
sokulur amman amman
garip kaldım yüreğime derd oldu”

bu türküye kimsecikler eşlik etmez
sadece karasevdalının sesi duyulur
hasret çekenin içli sesi
herkesin boğazına bir şeyler düğümlenir,
sadece düğüm atan ellerin sesi duyulur
o da var gibi, yok gibi
ha bire halı dokunulur

“hasdane önünde incir ağacı
dokdur bulamadı bana ilacı
baştabib geliyor, zehirden acı
garip kaldım yüreğime dert oldu
anam dert oldu
ellerin vatanı bana yurd oldu
anam yurd oldu”

derin soluklar verilirken
daha bir sert indirilir kirkit
kadere inat
dargınlıklar iptal edilir hemen
ızdıraba ortak olunur,
söyleyene,
söyletene,
türküye
saygı duyulur,

mezarımı gazın bayıra düze
yönümü çeviren sıladan yüze
benden selam söylen sevdğinize
başına koyu
gurbet elde galdım deye ağlasın
garip kaldım yüreğime dert oldu
anam dert oldu
ellerin vatanı bana yurd oldu
anam yurd oldu”

başka bir kirkit sesi böler,
düğüm atılan tellerin sesini arada
arada bir makas sesi
arada bir kırpık atmak için seleye,
ip almak için yumaklara
arada bir atkı geçmek için imeleğe, uruba
uzanır halıcı eller
duyulmaz olur nefesleri

sonra bozar biri sukuneti
“minarenin alt yanı
altı da berber dükkanı
tesgereli geliyor
hacıların osmanı
minarenin …”
sonra hep birden katılır,
tiz sesi gürleştirirler
gönülleri sevda yanığı
“tesgereli geliyor hacıların osmanı
gel osmanınm gel”

çay demlenmez-içilir,
aş pişirilmez yenir
radyo bir-kaç halı dokunan evde...
bazen de halıcı kızlardan türküler dinlenir
evliliği halıcı transferi bir başka eve
çocukluğunun bir kısmını da
koca evi bilir

ve hayat devam ederdi böylece
baba evinde
ve koca evinde...
evde
hep evde...

“ceviz oynamaya mıgeldin odama
kız nişanlın bu mu derler adama
dayanamam senin kara sevdana oğlan

amana aman olmuyor
eş eşini bulmuyor
kara yağız genç oğlan, niye gönlün olmuyor

asker bayrağını burca diktiler
küçücük yarimi asker ettiler
ben ona doymadan alıp gittiler oğlan

amana aman olmuyor
eş eşini bulmuyor
kara yağız genç oğlan, niye gönlün olmuyor”

halı dokunur,
gelin olunur,
ana olunur
çoluk-çocuğa karışılır,
yaşlanılır….

“-hay ben bu
halıyı ırcat edenin …..”

KELİMELER:

karasevda: yaprağıgüzel, yol-yol, pembe-kahverengi(kadife) -yeşil renkli yaprakları ışık alan yerde ise koyulaşır, aydınlık yerde ise açılır süs bitkisi. Çiçek açarsa yaşlanacağı endişesi ile çtomurcukları devamlı kopartılır, koyu renkli olması o evde sevdalı biri olduğuna hükmedilir
patgül: pat, kasımpatı
müsemma: isimlendirilmiş, o isimle anılan
tin: tel, dikine iplik, arış
urup: (uzunluk ölçüsü olmasına rağmen) : yirmibeş tel
atkı/arktı: düğümleri tine tutturan, sıkıştıran enlemesine geçirilen ip, arkaç
kah: ters, dik
ayalamak: başparmak yukarıda olacak şekilde el ile dikine vurmak
gücü/kücü: tezgah tarağı,
gücülemek/kücülemek: atkıyı vurarak sıkıştırmak,
kurt / halı kurdu: yüzeye çıkan atkı uc
kelep/gelep: iplik çilesi, gelişigüzel demetlenmiş ip bağı
• Pir Sultan Abdal
ilmek: düğümleri bağlamak
imelek/melek: ip mekik, arkaç ipi
havas (heves) olmak: sevdalanmak, aşık olmak.
Hısım: evlilikle oluşan akrabalık, hısımlıktan sonraki doğanlarda akrabalık söz konusudur.

İbrahim Çelikli
Kayıt Tarihi : 1.9.2007 11:24:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


bundan kırk yıl evvel kızlar halı dokurdu Ispartanın köylerinde şimdi onlar ana analarımız elleri öpülesi analarımız

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İbrahim Çelikli
    İbrahim Çelikli

    olsa da
    bulsak da
    görsekteöpsek
    o şefkatli elleri

    halı dukudular halı
    düğümü saya saya
    asker yolu gözledim
    yarin bcısıyına
    mg

    Cevap Yaz
  • Mebrure Coşkunsu Sucoşkun
    Mebrure Coşkunsu Sucoşkun

    üstat, baharda filizlenen tohumlar gibi üretkensiniz.şiveleri bozmadan, monolog tadında şiirlerinizi keyifle okudum.
    kutluyorum.
    mebrure/su

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

İbrahim Çelikli