insanlığın tarihi aşkına Oralarda biraz dur!
Ey dünya...
Gülüşlerimi tutsak etmeyin...
Vahşi bir katliamla güne başlıyor ölüm...
Ey tarih kaderimiz değildir bu zulüm...
Çocuklar...
Kadınlar...
Tüm insanlar...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Nefeslerini kesiyor siyanür... /Ve hardal... /Yakıyor napalm... /Kül ediyor acımasız... /Yaşamı tanımamış güzel bedenleri... /Çocuklar... /Kadınlar... /Tüm insanlar... /Kurumuş dallar gibi yanıyorlar... .....................harikasın
Duyarlı yürepine sevgiler
gerçekten insanın söylemek isteyip söyleyemediği veya bunu sözcüklere dökemeyen insanlarız. en azından ben bunu kendim için söylüyorum islamiyet insana insan olduğu için değer verirken şimdi kendini süper güç olduğunu iddia eden insanların sırf müslüman oldukları için haince öldürülüşü ve buna diğer milletlerin buna duyarsız kalışı gerçekten insanı çok üzüyor ırakta afkanistanda yapılanlar hep bunun bir meyvesi olduğunu düşünüyorum ama Allah'ın sopası yok ki işte kendini süper güç zanneden bazı devletleri allah'ın bir kasırgayla veya değişik bir ceza ile diğer devletlere karşı nasıl aciz olduğunu hep birikte müşahede ettik Allah kendisiyle olanların yar ve yardımcısıdır.allah bizim memleketimizi dahili ve harici düşmanlardan muhafaza etsin dileklerimle şiirinizi tebrik eder ve devamını eklerim teşekkür ederim
Tarihte Kerbela, Günümüzde Halepçe, Filistin, Kabil, Bağdat, Necef, Felluce, Bosna ve daha bir çok yer var dünyada. İnsanlara adeta 'sırf yanlış gruptansınız' diye ölümler sunulmuştur'. Duyarlı olmak gerekir, hepsine. İnsanca ve insana yakışır bir hayatı yaşayabilmek için. hanghisi olursa olsun dinler de bunu söyler, ahlak da... hele hele adı barış olan bir dinin bunu söylememesi düşünülemez.
Evet, reşidenin de dediği gibi acının yorumu olmuyor.
Şiir olarak sadece bazı rutuşlara tabii tutulabilir, kalitesinin artması açısından.
Güzeldi ve duyarlıydı.
Asım Yapıcı
Hey lê lê Ve Lê Lê Fermane uy uy uy Havar Havar Disâ lımê Femâne Lıjorte Tê Kir Kiri Humû Humû Bavo Rokû Teyarane Hêr der Xıstiye Nava Agırû mıji Dumane L'ejorteta Kir Kirian Zârokan Havarû Dayık'a Bavâne Disâ Dî Roxve Nuvên Dıkîn Vek'e carêg Dınıjîn Cârâne Vekê Diyarbekir Vekê Palû Gencu Vekê Agirî Dersim Vekê Mehavatô Vekê Berzâneİro Disâ Lê Teşytâ Süleymanie Lê Kêlekâ Hındirâ Bajâre Helepçê Fermâne mê Kurdâne Disâ Hatên Karan^ten Zarokû Zêç Tev Dayiki Bavanê Ah Havar Havar Havar Lemê Fermanê Fermanê Ay Lımîn HâY
ne yazık ki Halepçede binlerce masum insan soykırıma uğradı. bu zalimce tavrı yeniden gözler önüne serip, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu, bu vahşetinde günümüzde ki Felluce katliamından pekte farklı olmadığını düşündürdünüz. dünyanın değişimin silahlardan ve savaşlardan,uygarlık denen kavramın da ölülerden elde edildiğini gördükçe bu konuların her alanda daha da değinilmesi gerektiğini düşünmekteyim. sizi tebrik ediyorum. sağlıcakla kalın...
Dünya döndükce devran da dönecek elbet...
Ve tarihin yargisi da agir olmaz mi?
Olamamis mi Spartküs'ten bu yana?
Cok güzeldi...
Bir kucak sevgiyle kutluyorum...
'Ama hiç bir şarkı, hiç bir resim, hiç bir şiir anlatamadı Halepçe'nin hardal tadındaki kıyametini. 88 Mart'nın 16'sı Halepçe'nin kıyametiydi.'
Tebrikler...Selamlar.
Kutlarım deli yüreğini Halil kardeşim...
''Ama hiç bir şarkı, hiç bir resim, hiç bir şiir anlatamadı Halepçe'nin hardal tadındaki kıyametini. 88 Mart'nın 16'sı Halepçe'nin kıyametiydi''
Hiç bir şey anlatmaya yetmedi Halepçenin hardal tadındaki kıyametini...
Sevgi ve saygı ile...
Turan Orak
üstad ben anlattım. bir halepçe değil,pekinde ,baküde.temaşvarda yapılan kıyımları
analtmakla yazmakla ölmekle de olmuyor. yüreği insan olan yapamaz bu kıyımları.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta