Kırmızıyı seversin, bir de maviyi..
Babanın bakışlarına yerleşir vakur şefkat, ortanca çiçeğinin affediciliğiyle yıkanır her gün giydiği gömleği.
Nadir güler annen, gül kokar çiçekli elbisesi.
Işık, ilk senin yüzüne damlar, sanki ruhundan sıyrılır karanlığın o ince perdesi.
Anlamını bulmaya çalışan düşüncelerin, derme çatma bir evin mağrur duvarlarından yankılanır, kulağına çalınır zavallı bir aşığın “Ah Tamara” diye inleyen sesi..
Her sabah pencerene konar Kardinal kuşu, bakar sana ağlar gibi, ince bir sızıdır eşsiz nağmesi.
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta