Vedat Ali Kızıltepe
Ele ya ilkmiş bahar, ya son bahar
Yürek işçisiyiz, bize hep karlar yağar
Ne doğru ne yanlış, bakar da şaşar
Cahil akıl kader der suçu başından savar
Anladım yazgıymış ya ben hep bahtsızım
Ne kula öfke ne tanrıya sitem..haksızım
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




ÇOK İLGİNÇ TEZATLARI ARDI ARDINA KULLANMIŞINIZ,HEM CAHİL AKILKADER DER DİYOSUNUZ HEMDE YAZGIYMIŞ BAHTSIZIM......(1)DÜNYALARI SUNAN BİR HAYAT PEŞİNDEN ÇABALAYAN EKMEK ARASI ÜÇ ZEYTİN (2) KENDİNİ SUÇLAYIP DUVARI TESKİN EDİYORSUN (3)
HAKİKATEN HAKSIZSINIZ
BİRAZ NECİP FAZIL ESİNTİLERİ VAR BİRAZ ÇİLEYE GÖZATIN EPEY İLERLİYOSUNUZ TEBRİKLER
derin anlamlar iceren bir siirdi,...tebrikler
Dizelerinizi dönüp dönüp iki defa okudum ve gerçekten çok fazla etkilendim.
Yürek işçileri her daiam kaybetmeye ve her daiam yorulmaya mahkumdur. Hiç kimse ama hiç kimse onun nasıl bir iş yaptığını ve neden bu kadar yorgun olduğunu (özellikle de sevmesini, yargılamasını ve düşünmesini bilmeyenler ) anlayamaz, anlamaları da beklenemez. Çünkü bizler düşünüyor ve düşündüklerimizi de kağıtlara aktarıyoruz.
Özel bir paylaşım ve özel bir şiir idi. Sorgulattırdı bizlere kendimizi.
Kutluyorum kaleminizi ve saygılar yüreğinize. Tam puanımı bırakıyorum sayfanıza
hep öyle değilmidir emekciler emeklerinin sahibi olamazlar ama bence sahip olup tüketmek yerine onu üreten yollardaki karşılaşılan gizemlilikler bu şiir bana bunları hatırlattı şaairin yüreğine sağlık
Bazen bize baharlar yağar....Yürek anlarmı haklıdan haksızdan..Yürek susarmı matemde....Hep bir nehir gibi çağlar çağlar....İçine hapsettiği coşkusuyla...Yürek işçileri susmaz dost..Bazen ağlar..Kutluyorum...
nr deseniz haklısınız..kutlarım
Deli bir rüzgar esti gönül oldu tarumar
Tebessüme çırpınsan, çehre güler yürek ağlar
Kırgındır kızgındır bazı yürek böyle doğuştan
Gamlanma hele, tek suçlu sen değilsin duvar
Sorma dedi sorguladım hayatı şaşıp kalmışım
Ne ele ne güle gül_düm, kime sorsan haksızım
Mükemmel olmuş. Zevkle Okudum. Yüreğinize sağlık.
güzel çalışma keyifle okudum
ince bir nükte ile çuvaldızı dokundurmuşsun bakalım hissedilecekmi
eline yüreğine sağlık
sorgulayici dizelere yürekten tebrikler..
Begenıyle okudugum bır sıır oldu tebrıkler gönül dolusu selamalrımla
Bu şiir ile ilgili 29 tane yorum bulunmakta