Her dâim beklediler öyle büyük bir muştu,
Yürekleri hak oduyla yanmış, kavrulmuştu.
Günü geldi çattı, bir er çıktı ağıt yaktı.
Bu dostlar sandı ki erin kerâmeti haktı.
Buyruğun buyruk, bildiğini bildik dediler.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



