7 Nisan 1932 - 7 Haziran 2012
Gene tehir etme üç ay öteye
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.
Kırk yıl önce; yani babam ölünce
Kadılıklar hâkimliğe dönünce
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




İlgililere güzel bir mesaj.Tebrikler...
İlgililere güzel bir mesaj.Tebrikler...
Çok severek beyenerek okudum. Tebrikler. F.Güler
mihribanın yaratıcısından toplumsal bir şiir,
şair gibi şair...
Yargıda reform yapanlar bu şiiri okumamışlar muhtemelen. yapmak isteyenler de okumadan yapmasınlar. Kanun koyucular yalnızca avukatları. tapucuları. hakimleri velhasıl devletin beleşçilerini değil çaresiz ve yoksul insanımızı düşünsünler.
Geç gelen adaletin adalet olmadığını söylemek kolay. ama bu hale isyan etmek çok zor. Hele üstadın yazdığı bu şiirdeki gibi. yalın. dokunaklı ve asil bir isyan... İsyan edebilseydik üç-dört kuşak sürmezdi adaletin tecellisi...
hocam çok güzel bir şiir şapka çıkartılır derecede
herkesin dediği gibi bir ABDURRAHİM KARAKOÇ daha gelmez dünyaya allah size sağlıklı ve uzun bir ömür kaleminize hikmet ve şükür versin...
Büyüksün Üstadım... Her zaman dostlarla muhabbetlerimle o yüce adınızı dilimden hiç düşürmem ve derim bir ABDURRAHİM KARAKOÇ gelir mi Türkiye'ye.. Ama ben kafama taktım... Yolunuzda yürüyeceğim... Belki de yerinizi ben dolduracağım (ALLAH (C.C.) izin verirse... Ve sizi görmek tanımak iyice tanımayı çok istiyorum hocam size olan sevgimi anlayamaz sınız... Diyeceğim çok şey var... Kısa kesip diyorum ki üstadım BÜYÜKSÜN... Talebeniz: Gökan Öztürk 13 Temmuz 2004
Çok nadirende olsa böyle nitelikli şiirlere yer verdiği için sayın editöre teşekkürler.
Üstadın özellikle günümüz hasta ve çaresiz insanını taşlama üslubunda şiirle buluşturan o enfes TOHTUR BEĞ adlı şiirininde mutlaka ilk fırsatta yayınlanması gerektiğini düşünüyorum.
Ellerine sağlık,dillerine sağlık.
Ne de güzel tercüman oldun,Bu kanayan yaraya..
Şiir de Şiir hani..Muhteşem..
'Selam verdim almadılar,rüşvet değildir deyü'
Dizeleri gibi belleklerde kalacak,toplumun herkesimi (hakimler dahil) tarafından kabul görecek bir şiir olmuş..
Saygılarımla üstat..:)
Öner kaçıran
mükemmel....
Bu şiir ile ilgili 32 tane yorum bulunmakta