Gül bahçesinde bu akşam
Sevgilim
Gel gör ki yine coşku var!
Bak yine çılgınca açmaktan
Her biri bir yerde sarhoş oldular!
Kızıl goncalar, ak goncalar...
Sarmaşık gülleri, asma gülleri
İbrişimler, karanfiller, çiğdemler
Hele o menekşeler!
Boncuk gözlü cânım mavi sümbüller
Lavanta, hanımeli ve leylaklar
Çiçekli duvak gibi erik dalları
Mor salkımlar, erguvanlar,
Sıklamenler, açelyalar, zambaklar
Düşün Küçükyalı'da, Maltepe'de
Ya da Beşiktaş'ta birgün
Vapurdan indikten sonra
Ağır ağır yürüyerek oradan
Emirgân Korusu'nda yan yana
Dolmabahçe'de, Yıldız'da
Sultanahmet'te, Adalar'da
Beykoz'da, Kanlıca'da, Şile'de
Taşdelen'de, Çamlıca'da
Bağlarbaşı'nda, Üsküdar'da
Fethipaşa Korusu'nda, el ele
Şişli'de, Taksim'de, Sarıyer'de
Yahut ne bileyim, meselâ...
Belgırat Ormanları'nda gezerken seninle
Usta bir ressamın fırçasından çıkmış gibi
Kırmızı, sarı, pembe ve beyaz...
Bir uçtan öteki ucuna kadar
Cânım İstanbul'un Sereserpe Laleleri..!
Ve sonra alabildiğine heryerde
Badem çiçeklerini, elma çiçeklerini
Pembe bir düş gibi gözlerimizi süsleyen
Manolya bahçelerini düşün!
Hele arılar, kelebekler ve kuşlar...
Ah ömrüm!
Her mevsim, gönlüm gibi açılan ilkbahar!
Ve şimdi ağaçtaki bütün yapraklar
Yine kıpır kıpır!
Yerinde duramaz birtürlü
Ta uzaklardan biryerlerden gelir
Bülbülün yanık nağmeleri
Kulağımda şimdi...
Zil çalar, oynar, tutuşur
Bizim taze ibrişimin kıvrak etekleri...
Saatler saatleri
Dakikalar dakikaları kovalar
Mutluluktan
Yaramaz çocuklar gibi...
İçindeyken insan güzelliklerin
Nssıl da farketmiyor, değil.mi?
Zamanın, mevsimlerin ömrün...
Ağaçtan düşen kuru bir yaprak gibi
Bir gün, bir saat, bir dakika gibi
Bir anda nasıl da bittiğini..!
Bir bakmışsın
Baharın yaza; yazın kışa
Kışın ayaza döner olmuş
Nasıl da anlayamazsın!
Biugünü de akşam ettik
Çok şükür, diyemeden daha
Beklenmedik bir zamanda
Uğursuz bir baykuş gibi aniden
Karanlık çöker geceye...
Yılanla yalan birbirine karışır.
Sanırsın, bütün güzellikler...
Bir anda târumâr olur.
Herşey silinir gökyüzünde..
Gül ağacından narin bir dal
İnsan kalbi, aniden kırılır!
Birden, kurulu bütün saatler durur!
Herkesin hevesi kursağında kalır
Yıldız, ay, mehtap ve umut...
Ufukta hiçbirşey görünmez olur!
Hayaller yarım kalır.
Kulağım kapı kirişinde...
Gözlerim pencerede asılı kalır...
Aman Yarabbi!
Kurtlar, köpekler, çakallar!
Ormanda uluma sesleri!
Bülbülün avazı işitilmez olur.
Sabırla beklemek de
Bir umuttur aslında!
O da bir cesarettir
İnançtır aydınlığa...
Bitecek olan biter birgün
Unutma!
Sel olsan durduramazsın
Gitmekte kararlı olanı asla!
Her biten şeyin ardında bak
Yeni bir güzellik var!
Ve nihayet gece biter
Karanlık yorulur;
Gün aydınlanır; sabah olur.
Kurt, kuzudan ayrılır.
Yalanla yılan, gülün boynundan...
Güneş doğar, gül açar!
Akla kara meydana çıkar!
Doğru eğriden ayrılır, canım!
Dost-düşmanın belli olur!
Umut, yeniden göğe yükselir
İçimizi ısıtır riyâsız sevgiler...
İnansan da
İnanmasan da gülüm
Hakikat...
Tam karşındadır artık;
Tercih, sana kalmış!
Öyle bir an gelir ki
Çok net
Bir karar vermen gerekir!
Hâsılı, şekerim...
Herşey bir anda bitiverir!
Can canândan
Ten kafesten
Gül, bülbülden
Ayrı düşer birgün;
İnanamazsın!
Aşk biter, sevgi biter.
Ocağın söner.
Bağın-bahçen
Yerin-yurdun hep ıssız kalır!
Gözlerine iki damla yaş birikir;
İstesen de o an
Ağlayamazsın!
Uzun bir yürüyüştür yaşamak!
Ve yol biter birgün,
Sen bilmezsin!
Hayat biter!
Yolun sonunda güzelim
Bakarsın
Kupkuru bir mezar vardır...
Girersin ya da giremezsin;
Ancak, kader böyledir!:
Ağaçtaki neşe
Daldaki kuş
Gözlerdeki ışık
Tendeki sıcaklık ve
Bütün güneşler söner!
Bir anda
Bu güzellikler kaybolur!
Şair der ki:
İyilik et; kötülüğe hazır ol!
Tekkeye-türbeye adar gibi
Ulu bir dergâha bağışlar gibi
Ne verirsen de yine
Karşılıksız ver!
Ama beş şartla;
Sevgi hariç,
Saygı hariç,
İyiniyet hariç,
Emek hariç,
Dostluk hariç..!
Demek ki bu hayatta senin
Herşey bildiğin gibi değil!
Bazı şeyler var ki
Karşılıklı olmak zorunda!
Ama, bazı şeyler de karşılıksız!
Sadaka verir gibi hesapsız...
Kurda, kuşa, yabana
Dağa taşa, denize at!
Derler ya iyiliği hani...
Bence eksik ve yanlış!
Neden, dersen..!
İyilik ederken bir insan
Gözlerini siyah bir bezle
Sıkı sıkıya kapamalı ki önce
Kime iyilik ettiğini asla görmesin!
İsteyerek bir eliyle uzattığını
Diline dolayıp da geri çekmesin!
Hiç kimse yaptığı şeyi
Gözünde büyütmemeli bence!
Ve bilirsin
Nankördür insanoğlu!
Çiğ süt emmiştir, doğru!
Çünkü
Kulun ihtiyacı bittiği yerde
Hemen ardından
Nankörlüğü başlar!
Bu doğru bir tespit!
Düşünüyorum da
Çocukluğumuzdan beri
Erdem üstüne bize sürüyle
Ne varsa öğretilen...
Baştan sona hem de
Hepsi yalan!
Herkes yaşadı bu hayatta
Kendi gözleriyle, ayrı ayrı
Gördü, öğrendi, bildi her birşeyi
Değil mi?
Vefayı da dostluğu da
Sevmeyi de sevilmemeyi de!
İyiliğe karşılık kötüyü, kötülüğü...
Efendim?
Tam olarak oradan sanki duyamadım sizi?
Biriniz bana birşey mi söylemek istedi?
O çocuksu sitemkâr bakışlar...
O kırılgan ifade de neyin nesiydi?
Onlar, ayrı ayrı ve çok özel konular
Sizin için, öyle değil mi?
Anlıyorum!
Diyeceğim o ki sana
Beni dinlersen dostum
Sen sen ol karıştırma
Terazinin bir kefesinde
İki insanı!
Ve tartıp aynı gözde
Bir kimseyi
Ötekiyle yarıştırma!
Çünkü
Her insanın canım
Astarı, kumaşı, yüzü
Mayası, hamuru, özü
Aklı, kalbi, ruhu ve huyu
Mutlaka
Farklıdır birbirinden!
Elmayla armutu
Nasıl ki toplayamazsan...
Bu konuda bana güven!
Ve nihayet
Hayat denen bu sahnede
Perde inene dek, canım
Gör ki daima
Herkes kendine yakışanı yapar!
Hatta, perde inmeden son defa
Kendisine sevgiyle, hürmetle, aşkla
Reveransla, nezaketle, yürekten
Ve O'nun gibi güleryüzle, ciddiyetle
Güle Güle Büyük Usta! demek için
Özenle, disiplinle, sahne tozuyla
Yediden yetmişe, herkes, bütün millet!
Seyircilerin olarak candan, dostça
Arkadaşça, kardeşçe
Gözlerimiz dolu dolu
Önünde saygıyla eğilerek
Hayranlıkla son kez bakarak
Yıldızların arasında
Güzel bir selam vermek istedim canım sana!
Sana ait o efsane sözle uğurlamak seni!:
Sahneye çıkmadan önce hani
Büyük Üstat!
Haldun Dormen'in dediği gibi...
Diyelim, biz de sana hadi:
-Yaparsın Şekerim!..
Oldu mu şimdi bu ama?
Aşkolsun sana!
Yaptığını beğendin mi şekerim!
Ah canım! Tesadüfen baktım da
Senin gittiğin güne denk gelmiş
Hakikat, isimli bu şiirim.
Demek ki bunda da var bir hikmet!
Diye niyet ederek
Senin için güzelim
Ben de birşeyler eklemek istedim!
İsterse bütün şiirler heba olsun.
Bütün şiirler
Sana fedâ olsun şekerim!
Çünkü, sana değer!
Senin güzel hatıranın yanında
Şiirin, kafiyenin, imgenin
Repliğin, piyesin, tiradın
Oyunun, dramanın, müzikalin
Gayri, ne önemi var canım!
Seni böyle bir günde
Elbette
Anmadan geçemezdim seni!
Ne demek şekerim!
Lafı bile olmaz...
Lutfen!
Çok rica ederim!
Ve hakikat...
Gelecek birgün mutlak!
Kimseyi beklemeden
Bahçemde açılan güller gibi
Karasevdalı, yanık
Ve yarınlara inanarak!
İçimden kopan büyük bir coşkuyla
Aniden yerinden fırlayarak
İhtirasla, sevgiyle, aşkla
Bütün ağır taşları hatta
Yerinden oynatarak...
Ufukta doğan güneş gibi
Bütün sınırları zorlayarak...
Er ya da geç, birgün muhakkak
Bulutların arasından ortaya çıkacak!
Karanlığı yırtar gibi
Kaderinden ayırarak, yeniden
Gözlerimde doğacak!
Öyle sıcak
Öyle parlak
Ve içimizi yakarak..!
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 11:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Esma Özdemir İstanbul; 21 Ocak 2026 Çarş. Sa:09:22




dilinize sağlık
beğeni ile okudum
TÜM YORUMLAR (1)