Oturmuşum bir ağacın gölgesinde
Gülhane parkında bir bankda,biriyle
Dururken yaralarımız derinde
Almışız aşkı tüm şekliyle
Duymuşum dinleyip kulak vermişim
Sen bir daralıp bir genişleyen
Toprak gibi genişle
Ve bir mezar gibi daral
Sonra beni içine alıp
Gömül,içime.
Şimdi,tam şu anda ve burada
Sesim kısılana kadar bağırıyorum
Boğuk çıkarken çığlıklarda
Seni seviyorum
Sonrası,zamanla ve zamana bırakarak
Hüzünlü sonbahar günlerinden
Solmuş ve dökülmüş yapraklar
Soyulmuş ve çıplak dallardan kalma
En kederli yağmurların gözyaşı
Bulutların gözlerindeki morluklardan
Oturmuş bende şekli kelimelerin
Yaklaşan uzaktan kalemi
Kanını kağıda akıtan
Yüreğidir şairin
O yürek acıların zehrini damıtmıştır
Zamanın yaşlı gözlerinden
Yürürken Kudüs'ün kadim sokaklarında
Bir ses duyardım peygamberin duasından
İlerlerken ümmetin izinde İslam yolunda
Geçerdim Mekkeden,Medineden,Şamdan
Kudüs donatılmışken kainatın ilmiyle
Simsiyah bir mezarlığım
İçine içimdekileri gömdüğüm
Bir ah ki benim ağırlığım
Sevip de içimde öldürdüğüm
Şimdi acısını yaşamalıyım
Kaybettiğim değerlerin
Arkasından ağlamalıyım
.... ölülerimin
Ölüler bilir
Sessizce vururken kadranı gece bire
Zamanın feryatları duyulurdu
Tık taklar arasında sıkışan
O saat sana kurulurdu
Ve gece birden ikiye devrederken
Mahallemizin sokağında bir feryat duyulurdu
Usulca yankılanırdı o feryat boş sokaklarda
Hani derler ya bir bıçak gibi keskin
Bir bıçak gibi keserdi
Mertçe ve namertçe ikiye bölerdi
Mesafeler koyardı aramıza




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!