Derin yolculuklardan uyandırdılar.
Teker teker üzerimize çullandılar.
Biri hayallerimizi çalarken,
Diğeri boş kahkahalarla ardımızdan gülerken,
Arkadaşım murat döndü baktı yapılanlara.
Bu adamlar ne yapıyorlar dedi boş bakışlarla?
Onlar yerin altından çıkıp geldiler
Ellerinde kürek, yüreklerinde emek
Yorgun dünyalarının birer emekçisiydiler.
En yaşlısı Rıza Çavuştu.
Bir oğlu, iki kızı olup,
Esprileri çok hoştu.
Hava ayaz
Lapa lapa kar var tepemde
Ellerim kaskatı cebimde
Sokak kenarına ilişiyor gözlerim
Ayakları çırılçıplak cocuk
Oturuyor elinde bir somun ekmeğiyle
Bir gün beni ararsan
Loş ışıklı, kaldırımların ortasında
Ellerini tut beni hissedeceksin.
Bıraktığın sensizliğin ufkunda.
Ellerim boşlukta
Ağlıyor gökyüzü,
Şimşekler çakıyor alev alev.
Yürüyor ayaklarımız
Dilimiz söz geçilmiyor yaşananlara.
Sen inadına aşk nedir bilir misin?
Gözlerin takılıyor mu sevdalarına.
Duyuyor musun karanlık çığlığını?
Sevgini inkar eden bam telinde.
Yeniden yazabilir misin sevgiyi?
Sana uzatılmış kalbimde.
Korkuyor musun yoksa
Çocuklar oynarken neşeli sesleriyle,
Mızıkacılar geçiyor sokağın başından
Canlı ve hareketli tramvay gölgesinde
Bir el uzanıyor alabildiğince.
Gayri sevinçli, acemi bir el.
Aniden siren sesleri duyuluyor,
Sen miydin?
Kalbimi çalan.
Yoksa ben miydim?
Beni benden alan.
Duygularına kapılmış aşk dünyamda yaşarken,
Çektin ellerini yaşanmışlıklardan.
Mavi okyanusun dalgalarında
Asılırcasına koparmak istedim duygularını
Zafer sarhoşluğuna mağlup oldum.
Dönemeci zor, kavgaya atıldılar
Yüreklerinde isyan ateşiyle
Bir azaldılar, bir çoğaldılar
Nereden geldiklerini bilip
Nereye gittiklerini bilmeyen yolcuydular
Birisi yürekliydi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!