Bir gecenin yalnızlığı paylaştığım,
Bin hecenin anlamsızlığı anlatmaya çalıştığım...
Gezdirirken kalemimi bir çiçeğin yapraklarında,
Geçen yılların yüzüme çarpan
Saniyeleri yaraladı en çok beni,
Şimdi sağ elim sol elime uzak,
Yabancı herkes bana “tam da ben gibi”
Hadi durma gir yine onun koynuna,
Gözlerinde hırsın alevi...
Terle terleyebilidiğin kadar,
Ancak iniltiler unutturabilir düşüncelerimi...
Şeytanın bile korktuğu yolda,
Haahahhahahaah demek ki neymiş?
Neymiş?
Bilmiyorum dedi kız, gözlerinde yeşil bir ışıltı,
uzak şehirlerde usul bi sızıntı,
Hayatın binbir renginde sözlerin,
Anlamı kaybettiğin basit bir dakika, bildiğin...
Bir gecenin daha bitişi,
Gözlerimi dünyanın tüm renklerine açışım
Sonra milyonların hırçınlaştırdığı karmaşada
Dün gece son bir deney yapmaya karar verdim. Eski gazeteleri masamın üzerine güzelce serdim. Beherleri de dikkatlice çıkardım eski kutularından. İlk denemem varlığınla yokluğunu karıştırmak olacaktı. Yokluğunu bulmak kolay oldu. Çünkü yayılmıştı odanın her yanına. Bir beher doldurdum yokluğundan, fazla fazla. Varlığını bulmak biraz daha zordu. Onun için de eski hatıraları kullandım. Ama yine de zahmetliydi elde etmek, hatıralardan varlığının özünü çekmek. Herneyse, ikisini de boşalttım karışım kabıma. Yokluğun ağır bastı önce, dibe çöktü ve kaldı öylece. Varlığının hafifliği çiledene çıkardı beni, dayanamadım. Benliğimden damlattım bir damla karışabilsinler diye. Ve oldu, varlığınla yokluğun karıştı birbirine. Hayran bir şekilde o kaotik karışım danslarını izledim. Varlığın var olmaya çalışırken anlamsız bir şekilde, yokluğun kaplıyordu tüm beheri. Ama yok olabilmek için varlığına ihtiyaç duyuyordu, varlığını içine aldıkça daha da büyüyordu. Bu böylece sürüp gitti. Aslında ne yok oldun ne de var. Orda öylece duruyordun. Sonra birden anlamsız geldi herşey. Anladım ki varlığında bir yokluğun da... Söküp aldım benliğime bulanmış seni. Yeni bir beher çıkarttım. Bu kez daha ciddi birşeyler yapayım dedim. Daha tehlikeli... Elimi göğsüme soktum, söktüm çıkardım yerinden kalbimi. Beherin üzerinde iyice sıktım ufacık kalana dek, aşkımdan tek zerre kalmayacağını bilerek. Acıya da aldırmadım açıkçası. Çünkü karışsın istiyordum biraz aşkın içine. Kaldı ki biliyordum istesemde acı olmadan aşkın da olmayacağını. Beherdoldu taştı aşkla, yerlere döküldü, saçıldı heryana. Heryere bulaştı sana olan aşkım. Aldırmadım... Bir beher daha çıkardım umutlarım için. Biliyorsun sorun olmadı onu da doldurmak. Biraz özveri, biraz güven, biraz da sadakat... Hepsinden koydum yine karışım kabıma, miktarlarına aldırmadan. Sıra geldi senden birşeyler koymaya. Ama dikkatli olmalıydım senden aldıklarıma, dedim ya tehlikeli... En kolay olanı yalandı. Bir damla damlattım yalanlarından. Arkasından ihanetin geldi. Bir damla da ondan... Bencilliğin ben daha elimi uzatmadan atladı karışım kabıma ihanetinin ardından. Ve o umursamazlığın. O olmadan tamamlanamazdı karışım. Yine olmadı yine karışmadılar birbirlerine. Sıkılmıştım bu işten, biliyordum ne gerekli... Başka çarem yoktu, akıttım gözyaşlarımı. Bir anda kıyamet koptu sanki. Yerle gök birdi... Yalanların güvenimi parçalayıp yok etti. Bencilliğin özverimi, umursamazlığın sadakatimi, umutlarımı ise ihanetin. Paramparça oldu beher. Heryere saçıldı o irin....
Sonra ne mi oldu? Ne olabilir ki... Hayat devam ediyor onu anladım. Parçalandıktan sonra beher sadece aşkım kalmıştı üstünde masanın.. Dokunamamıştı hiçbirşey ona. Ama anladım ki aşkım ne varlığına ne de yokluğuna... Aşkım ne bir öncekine ne de bir sonrakine. Aşkım hep orda, hep duracak öylece. Biliyorum ait değil artık kimseye...
Düşsel varlıklar çalıyorlar beyin hücrelerimi,
Saklanıyorlar en kuytu pişmanlıklarıma,
Bir türlü bulamıyorum seni,
Beyin kıvrımlarımın çıkmazında...
Elma desem...
Ne diyeceğimi bilmiyorum,
Bir çınar ağacında oturmuş
Ölüme kadar olan günlerimi sayıyorum,
Sayıyor, sayıyor, sayıyor,
Sonra unutuyorum...
Boğazıma sarılmış binlerce düğümden,
Korkmuş bir çiçek
Nasıl titretirse yapraklarını
En ufak bir meltem esintisinde,
İşte sen de öyle...
Cesur bakışlarının ardına gizlediğin
Karanlık odaların var, her şeyin gerisinde...
Üç nokta benim hayatım,
Bitmemiş cümlelerle sonsuz rüyalardayım,
Kısırlığı kanıtlanmamış döngülerde yaratıldım.
Geçmişim, üç noktanın silik izinde,
Geleceğim üç noktanın belirsizliğinde.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!