Yalnızlık korkutuyor beni,
Uzak diyarlara düşen yapraklar,
Çekiyorlar bedensiz ruhumu,
Ölülerin tuttuğu salıncaklar.
Yalnızlık korkutuyor beni
Mekke’de Kabe’yi dolaşan bir kuş olsam
Açarak kanstlarım uçsam etrafında beytin
Veı yedi kez say yapsam
Uzaktan Kabe’ye bakıp kavrulsam
Yansam ağlasam
Azaplar ortasında
Izdırap elem keder
Taşıyamaz bu tenim
Yakma ya rabbi
Orta yerde atılmış bir ranza gibi duruyorum
Eski ve yıpranmış umutsuz bir gözle,
Daha çok sen içerek geri kalan ömrümde
Orta yerinde tutunuyorum hayata
Sen aklımda kaldıkça...
Sağa sola kıvranıyordu acı
Dökülen yapraklar karın habercisi
Kesilir soluklar ölü diyarında
Köpek bu sakin evin son bekçisi
Bazen durgun su gibidir yaşamak
Bazen tufandan kaçar gibi
Islanmakda deli dolu bir rüzgârda ömrümüz
Yaşamak uzun bir yol gibi kıvrım kıvrım
Ve kısa geride kalanlara bir lahza
Gelecekti ümitlerim.
Bitecekti tüm dertlerim.
Yarına umut ekledim
Yaşamadım ben bu anı.
Dünlere karıştı ati.
Her yeniyi severiz
Oysa eskidi koskoca ömrümüz
Kazanç mı kayıp mı?
Hulâsa
Hiç-bir matematik çözemez cevabını
Almadan verilenin karşılığı
Biraz yanık kavruk Mezopotamya çocuğu
Rüyasında buğday tarlasında boğuşan
Aslanla pençeleşen
Fırat gibi coşkun
Nemrut gibi gölgeli
Ey vatan evladı yiğidim
Yıkılacak israil sana bir taş atayım.
Yanında olanların mezarını kazayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!