Malatyanın Pötürge ilçesine bağlı Nohutlu köyünde 6 kardeşin üçüncüsü olarak
Ana yaşım 1959 un yaz aylarında birinde dünyaya gelmişim.
Geçerli olan resmi yaşım ise 1966 dır.Kurban bayramı hacıların
bayramı olduğu için adımı hacı koymuşlar.Başarılı bir öğrenci olarak
ilkokulu 4 yılda 5 i bitirdim ve tüm ısrarlara rağmen okumayı redettim.
Çünkü gönlümde istanbul yatıyordu ve tek başıma istanbula kaçtım.
İstanbulda hayatı zannettiğim gibi güzel görmedim ama gururuma
yedirip geri dönüp okumadım ve memlekete gittim 1976 yılında
tüm hayatımı alt üst eden bir kaza geçirdim kolum kırılıp sakat kaldı
ve benim için dünya ve dünya malının hiç önemi yoktu.
Fakat peşimi hiç bırakmayan her an beni bulabilen Abdullah abim
durmadan beni evlendirmek için sıkıştırmaya başlamıştı ama
benim kendime güvenim yoktu sorumluluktan kaçıyordum.
Sonunda beni ikna etmeyi başardı iyikide başarmış 1984 yılında
evlendim anlayışlı güvenilir duygulu bir eşim ve 1990-1992ve2000
doğumlu tayfun,tugay ve recep üç erkek çocuğumuzla orta halli
bir hayat sürdürmekteyim.Textil sektöründe yıllardır teknik kadrolarda görev almaktayım.Şiire gelince öyle bir kültüre sahip
değilim ama hayat söyletiyor bazen bizim gibi insanları.
Hayatımızı paylaştığımız insanlarda yanlış ve riyakarlık gördükçe
şiir bazında yaşadığım durum ve olayları yazıyorum kalem ve kağıt
en güvenilir dostumdur benim ne yazarsam onu söyler eksik ve
fazlası yoktur iyinşallah kısmet olurda tüm hayatımı yazma
fırsatını bulur ve dostlarımla paylaşma imkanım olur...
ASLINDA HAYATIMDAN DAHA ÖNEMLİ BİR KONUYU ZİYARETÇİLERİMLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM.
ŞİİR YADA KÜLTÜR VE SANAT.
Yani yüremizde hemen hemen hayatımızda yer vermediğimiz bu değerleri keşke kelime haznem yetsaydide kendi insanlarıma açıklık getirebilseydim.Ben 33 yıldır şiir yazdım kendimce şimdiye kadar kimseye okutmadım.resimler çizdim kimseye baktırmadım.Şarkı okudum yabancı ortamlarda okumayı tercih ettim nedeni ise yöremizde kültür sanat adına hiçmi hiç bir adım öne çıkanı görmedim ve öyle gidiyor bir yerde dur demek gerekiyor keşke tahsilim olaydıda bunları dahada detaylı yazabilseydim olsun bence bu kadarıda önemli benim için en azında amatörcede olsa o kapıyı aralamış olayım benden sonraki kuşaklarda profesyonelce kapıyı sonuna kadar açarlarda halkımız kültür sanat fakirliğinden kurtulur.Saygılarımla.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Hacı Timurtaş
Tüm YorumlarBoynuz kulağı ne kadar geçerse geçsin.
Ama kulağın görevini yapamaz....! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !