Şu yaşadığın ömrün sonbaharında,
Elem keder üzüntü ne diye,
Nesine şartlandın ki dön yine geriye,
Ağıtlar yakıp gözyaşı dökmen ne diye,
Yalnız yaşadığın gerçekler kalır geriye.
Dün gece seni rüyamda gördüm,
Hayramı yorsam, şeremi yorsam...?
Gönül bağından güller derdim,
Hayramı yorsam, şeremi yorsam....?
Sevdanın kaynaması del etti beni,
Tanrım bana bir erkek evlat gönderdi,
Sevdam umudumuza kavuştuk sağol.
Suskun olan yuvamızı neşeye döndürdü,
Sevdam umudumuza kavuştuk sağol.
Anama, babama, mutlu haber erişti,
İnanki sevdalım hayat boş....
Vaktin varken eğlen, gez coş,
İçip aşk şarabını olalaım sarhoş,
Aşk mahkumlarına af yokmu yarab...?
Günlerce ah çekip, gül gibi solan,
Onsekiz yaşımda bir rüzğar esti,
Tomurcuk gülümü saçtı da gitti.
Kör etti gözlerimi göremez oldum,
Bu genç yaşta aklımı aldıda gitti.
Zalım gurbet bilmemki sende ne var,
Gelen insanların boynu bükülmektedir.
Merak edip adını duyan sana geliyor,
Ayakta duramayıp yıkılmaktadır,
Kimi bir inat uğruna bir türlü gitmek bilmiyor,
Senden önce hiç yaşamamışım,
Yaşadığımı hissetmeycek kadar,
Yavan bir hayatın içindeymişim,
karşıma çıkınca anladım yaşadığımı.
Derin bir uykudan uyanırcasına,
Gülüm ömrüm yetmez gurbette kalırsam,
Şunu bilki hep senin hasretindeyim..
Sevgim sana volkan gibi kaynar bilirsin,
Şu susuz çöllerde senin hasretindeyim...
Sabır prangasına vurdum kendimi,
Bu çileye, cefaya ALIŞACAĞIM,
Vurup yıksalarda gönül bendimi,
Hasrete, gurbete ALIŞACAĞIM.
Umadumu birer, birer kırsanızda,
İnsanları kendim gibi bilirdim,
Ne isteseler gücüm kadar verirdim,
Her şeye tahammül edebilirdim,
Ama insanı satmayı ASLA,
Derdiniz benim derdiniz derdim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!