MEDİNE YOLLARI
Cidde hava limanı çok büyük diyorlardı, belki de öyledir. Lakin İstanbul’unki çok daha derli, toplu. Pasaportlarımıza ve eşyalarımıza iki yerde bakıldıktan sonra, ve biraz da büyükçe bir salonda bekletildikten sonra, geniş bir alana çıktık. Türk hacılarının toplandıkları ve onların “mektep” dedikleri açılıp kapanan kubbeler gibi görünümlü yerlerde beklemeye başladık. Sabah namazını mekteplerin altında halılardan mescit yaptıkları bölümlerde kıldık.(İstanbul’da da böyle yerler yapılabilir. Hacıların ihramlarını giyebilecekleri kabinler yapılabilir. Bu eksikliği ancak burada fark edebildik) . Hava aydınlanmaya başlayınca ve güneşte kendini göstermeye başlayınca Arabistan’a geldik demeye başladık. Medine’ye getirecek olan otobüsler geldi, eşyalarımızı yükledikten sonra Bismillah deyip yola koyulduk.
Yollar dümdüz. Bayır pek yok. Yeşillik hemen hemen hiç yok, yol boyunca. En yüksek tepesi bizim Serdivan tepesi gibi. Ben çöllerin içinden gideceğimi zannediyordum. Çöl yok. Sapsarı toprak ve taş yığını.
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını