Zamanı soyunan o yırtık urbanın içinde, göçebe bir yankıyla mırıldanan, gözü âmâ, dili lâl, yüreği okyanus beşer, soluklan…
Kelimelerini giy üstüne
Ağustos sıcağında, kızgın buz’da
Üşüyorsun
Mütevazı tesellilerin açmazında, bağ bozumuna hazır olsa da çardaktaki asma, yorgun bir kış güneşinde şiire düşmez çiğ, anlasan…
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Değerli yorumunuz için teşekkür ederim
Güzel bir mensur şiirdi.
Kaleminize gönlünüze sağlık.
Tebrik ediyorum.
Acemice bir denemeydi, beğeniniz mutlu etti, teşekkürler.
Tebrik ederim
Teşekkür ederim.
Kutluyorum
Gün kesilmesin yeter, görüşümüz gökkuşağı olacaktır elbet
Şiir yureginize saglik...saygi ile
gün gelir
Kutluyorum Nuray hanım.
O da bir mevsim işte "hayatımızda.."
Suskunluk mevsimi..
Seyrüsefere çıkacak kadar gücümüz, özlemimiz, hasretin kıyılarına vuracak cesaretimiz kalmadığında..
Güz ertesine yakışan bir şiir..
İnce, derin ve saran..
Tebrikler Nuray Hanım..
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta