Büyük, beyaz, yelkenleri rüzgarda bulutlar gibi kabaran, güneş vurduğunda pirinç aksamı altın çiçekler gibi parıldayan, geceleri damla damla ışıkları uzaktan bakanlara eski masallardaki şehrayinleri anımsatan bir gemi düşünün.
Sizi, hayallerinizle büyüyen münbit sahillere, geniş yeşilliklere, baharat kokularının ve esrarlı yamaçlarında gümüş madenlerinin saklı bulunduğu değişik kıtalara götürecek bir gemi.
Ve bu geminin adı “cennet gemisi” olsun.
İçinde heyecanı, özlemi, aşkı, tüm içkileri ve bir o kadar da güzel kadını barındıran bir gemi.
Zülfü kimi ayağın koymaz öpem nigârum
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum
Devamını Oku
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum



