ne zaman gelse gözümün önüne
senin bir bakışın;
düşer yüreğim derinden derine
has bahçeler içine
gezinir durur üçgen ayaklarım
çırpınır pembe pembe...
tüy tüy dökülür ardımdan
kar beyazı kanatlarım...
uçamadığım gelir aklıma,
keşfedemediğim gökyüzüne gider
yoksun umutlarım...
bir güvercin edasıyla
süzülmek vardı ya şöyle
nazlı nazlı kanat gerip üstüne...
sindirip mis kokuları ciğerlerine
havalanmalıydı gönlüm yeniden
kuşbakışı yücelere...
teleklerinden altın ışıklar saçarak
bir gün batımı resmi gibi
süsleyip hayalimde
ufkunun sürmeli çizgisinden
dalmak vardı içeri
zümrüt yeşili gözlerinden
sessizce...
Kayıt Tarihi : 28.11.2003 16:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
kanatların olduğu halde çırpınır çırpınır uçamazsın bazen eteklerine takılı kalırsın da aşkın gözlerine ulaşamazsın kalbine dokunamazsın ne yazık her sevdanın...




Zümrüt yeşili gözlerinden
Sessizce...
üfffffff. ama sen daha iyisini yazmalısın
Yeterince iyi bir şiir yazdığımdan
eminim
ancak
İyi olan şeyler
demek
Sana çok iyi gelmiyor Cem.
İnsanı en çok
Size en çok inandıkları dönemde
Aşağı çekersiniz.
Moral ve motivasyon olarak.
Yine de o gün dahil
Birkaç haset ve sen bunu
Başaramamıştınız.
Biliyorsun değil mi
Burnu arşa çıkmış,
Kibirli arkadaşım!
Ahmet Erdem'in hemşerisi bir ses sanatçısının
Tanıtım ve Yardım Gecesine katılmıştık seninle.
On basamaklı uzun geniş bir merdivenden, düğün salonuna, seninle kol kola, iki samimi dost, gibi arkadaşça içeri girmiştik, hatırliyor musun?
Onceden belirlediğimiz bir yerde buluşup, oradan beraber gelmiştik.
Ölü Aşklar Derneği Kuruluşu için simgesi papağan olan, Taksim'deki bir cafeye de beraber gidecektik. O gün sen beni ekmiştin. Son ana kadar da söylememiştin benden ayrı geleceğini.2003 Yılı'nın 6 Ocak tatihinde. Ben de o az bildiğim yere Şair Ahmet Erdem ile gelmiştim. O da beni itobüs durağında saatlerce, M.köyde bekletmişti. Ve eminim uzaktan, bir iç mekandan beni izlemişti. En nihayet gelince de tangır tungur bir otobüste, ayakta, bir elimiz askıda o cafeye ulaşmıştık. Baktiğımda, hepiniz oradaydınız. Ölü Aşklar Derneği'nin Kurucu Kadrosunda olduğum halde, sizden yeterince bir sanatçı, şair dayanışması, o dostluğu göremedim.
Instagramda, neden beni tanımazlıktan geliyorsun Cem, dediğim için hemen beni engelledin.Doğru muydu sence yaptığın? Bir iki kitap çıkarttinız diye hemen güç zehirlenmesi yaşıyorsunuz.Kibrinizden yanıniza yaklaşılmıyor maşallah. Kim bu durumdaysa, isteyen üzerine alınsın. Hak etmediğini düşünen varsa da onları ayırıyor, tenzih ediyorum.
Aferin Cem. Tam bir... olmuşsun. O nokta nokta kısmı da sen doldur. Artık her neysen.
Sana verdiğim emeklere, gösterdiğim iyiniyete, inancıma, sevgi ve saygıma, anlayışıma yazıklar olsun. Çok nankör gördüm ama senden önce, seninki bana çok dokundu. Kanıma dokundu, anlıyor musun!
Aslında surada heba ettiğim kelimelere de yazık.
Sen ona da değmiyorsun.
Ne halin varsa gör ama
Bundan böyle sakın gözüme görünme Cem!
Tamam mı!
Lanet olsun senin gibi şaire de dosta da arkadaşa da.
Seni tanidiğım güne, seninke aynı sofrada ictiğim bir bardak suya da çaya da yemeğe, aşa da hepsine yazıklar olsun.
Sıcak bakışlarından cesaret alarak,
Gözlerinden süzülüp kalbe dolarak,
Özlediğim sevgiyi sende bularak,
Seni ciğerime sokmaya geldim.
Yüreğinize sağlık Esma...
İbrahim Bayraktar
Zümrüt yeşili gözlerinden
Sessizce... ' işte bu kadarrr... vahdet nafiz aksu
TÜM YORUMLAR (13)