Gurbet Yangını Şiiri - Mehmet Hanifi Erdinç

Mehmet Hanifi Erdinç
92

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Gurbet Yangını

Sen gidince bu şehirden,
Mısralar yetim, kelimeler boynu bükük kalacak.
Kâğıt kaleme küsecek, mürekkep damarlarında donacak,
Şiirler öksüz kalacak.
Dili tutulacak gürültülü caddelerin,
Her köşe başında bir ayrılık ağıtı yankılanacak.
Yüreğim, haritası yakılmış, pusulası kırılmış,
Kimsesiz bir mülteci yurdu olacak.

Zordur bilirim bir dağın rüzgârı,
Çöllerin yağmuru hasretle beklemesi gibi.
Yüreğim senin merhametini çeker,
Hasretin, pranga olup dolanır kalbimin ayaklarına.
Ama yazgıdır bu, alnımın tam ortasına, mısra mısra yazılan.
Bazen ekmek gibi kutsal,
Bazen su gibi berrak bir mecburiyetle,
Kendi enkazını omzuna yükleyip gitmek gerekir.
Sırf o kirlenmemiş merhabaya yüz sürmek,
Eski bir ağrıyı yeni bir yola sermek gerekir.
Sırf o yarım kalmış kavgada yeniden buluşmak için

Sen giderken sadece gölgeni almıyorsun yanına,
Kuşların rotası şaşıyor, iklimler intihara meylediyor.
Bu şehir artık kirli bir mendil gibi atılmış kenara,
Sokak lambaları dilsiz, kaldırımlar vefasız birer tanık.
Ve her şafak vakti yastığında,
Senin kokun yerine, buz kesmiş ayrılığı bulmak var.
Varsın olsun biz yenilgiyi cebinde,
Sevdayı alnında taşıyan çocuklarız.

Şimdi koca bir sessizlik ekiyorsun geçtiğin yollara
Sesin bu kentin sokaklarında yankılanır direniş türküsü gibi
Ardında karlı dağlar, mayınlı tarlalar bıraksan da,
Ben burada, senin gidişinin küllerinden
İhtilal kokulu bir yangın büyüteceğim.
Ertelenmiş tüm kucaklaşmalar adına,
Git ki gelişin bir bayram sabahı gibi sarsın arzı,
Git ki toprak uyansın, su yatağını bulsun

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 14:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!