GÜNLÜĞÜMDEN-7
Dişim ağrıyor sevgili Tutku.Haftalardır da hastayım.Bronşlarım kötü.Sık sık,antibiyotik kullanmak zorunda kalıyorum.Sanırım kronikleşti ya da kronikleşmek üzere.
Neyse ki,burada hastaneye gitmek kolay.Çünkü özgürüm.Gerektiği an gidiyorum.Kurallar ve izin alma,üzülüp-sinirlenme durumları yok. Kendime bakabiliyorum.Benim düzenim geçerli.İstediğimi yapıyorum.
Doktor,bir sürü ilaç verdi.Yavaş yavaş iyileşiyorum.Havalar da artık iyice ısınır.Hasta olma riskim azalır.Üşütünce,önce ağzımın içi yara oldu.Sonra da dişim apse yaptı.Kullandığım antibiyotik,dişimdeki apseye de iyi geliyormuş.Hele bir gün,öyle çok ağrıdı ki…Apse geçsin,dişçiye gideceğim.Hastanede yokmuş.
Çaykovski dinliyorum Tutku.Piyanodan çıkan notalar,su gibi akıyor.Ruhumu-beynimi dinlendiriyor.Sakin kalmak istediğim için,odama çekildim.Hem Şerife Halil’le ilgilensin,biraz dinlensin diye.Hem de ben yazmak istediğim için.Bir de antibiyotikler beni kötü yapıyor.Biraz tahammülsüz oluyorum.En iyisi,biraz yalnız kalmak.Onlar da,baş başa olsunlar.
Şimdi,incecik bir keman ağlıyor sanki.Fonda da,üflemeli çalgılar ve diğer yaylı sazlar,destek veriyor.Hırçınlaşıp,hızlandı keman,diğerlerini de peşinden sürükleyerek.Şu anda da,neşeyle dansediyorlar.Kendini,müziğin kollarına bırakmak ne güzel?
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




kutluyorum güzel kalemi..
namık cem
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta