GÜNLÜĞÜMDEN- 7
Çok öksürüyorum Tutku. Öksürük nöbeti gelince, tüm gücüm tükeniyor sanki, öylesine halsizleşiyorum. Artık hep yorgunum.
İşteyim. Yine bir Pazar günü. İnsanlar, gezmeye-eğlenmeye-alışveriş yapmaya-yemek yemeğe-birşeyler içmeye ya da sinemaya gitmek için geliyorlar. Ne güzel? Aile tablolarına bayılıyorum.
İnsanları inceliyorum, her zaman olduğu gibi. Öyküler yakıştırıyorum, saniyeler arasında. Acaba gerçek öyküleri de, aynı mı? Ve herkesin öyküsünü bilmek, olası mı? Bilmiyorum. Sahi, biz neyi biliyoruz? Bilmek istediğimizi. İlerisinden korkuyoruz. Beyninin, en fazla %3’ü kullanabilen (O da en dahi’si.) bir yaratıktan ne beklenir ki?
Daha evrimleşeceğiz. Şimdilik bu kadarına izin veriliyor. Dinler bile hep korkutma, ceza ve ödül üzerine empoze ediliyor. Çünkü insan,korktuğu şeyi yapmıyor. Cezalandırılmak istemiyor. Ve hep ödüller bekliyor. İnsanlık, çok geç büyüyor. Kendine ve evrene, onarılamayacak zararlar vermese bari. Bu boyutta olmasa da, geçeceğim başka boyutta Bunu göreceğim. Belki geçtiğimiz o boyutlarda, insanlığa yardım edebileceğiz. Kapasitemiz-sınırlarımız-yetilerimiz artacak. Şimdiki zamanımızdan önce tekamül edenler, yardım ediyorlardır bizlere de. Ben, hep hissediyorum. Görünmeyen birilerinin ya da bir şeylerin bana yardım ettiğini. Hem de öyle güçlü duyumsuyorum ki…
Buraya, çocuklar güle-oynaya gelip, ağlayarak ya da surat asarak gidiyorlar-gitmek istemiyorlar. Bu gün en dikkatimi çeken olay: bir-birbuçuk yaşlarında minicik bir bebek. Hem yürüyor hem de çok kötü ağlıyordu. Belki konuşamıyordu bile. Cinsiyetini de anlayamadım. Belirgin giydirilmemişti ve önemi de yoktu. Anne-babası,çağırdı bir süre. Bebek, büsbütün küstü.Geri döndü, biraz gitti. Yere oturdu, salyangoz gibi kıvrıldı. Başını kaldırdı ve içli içli ağlamaya başladı bu kez. Çok tatlıydı ya. Onu kucağıma almak, sakinleştirmek ve ne istiyorsa? yapmak geldi içimden. Sonucu göremedim. O anda, ya müşteri geldi, ya da birisi bana bir şey sordu. Tekrar baktığımda: Bebek ve ailesi yoktu.
Yaşamak ve giz, sadece anlarda Tutku.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta