Sabah oldu.
Güneş yine doğdu.
Dün gece yaptığım yanlışları
sormadı bana.
Kim olduğumu,
ne kadar kırıldığımı,
kimi kırdığımı bilmeden
ışınlarını gönderdi pencereme.
Bir çiçeğin yüzünü aydınlattı,
yol kenarında unutulmuş
bir taşın üzerine düştü.
Güzelin de çirkinin de,
iyinin de kötünün de
üzerine aynı sıcaklıkla yayıldı.
O zaman seni düşündüm,
güneşin kızı.
Ben bu kadar yanılmışken
senin ışığın neden eksilsin?
Ben kendime karanlık etmişken
sen neden karanlık olasın?
Belki sevgiyi
bir ödül sandım.
İyi davranırsam alacağım,
yanılırsam kaybedeceğim
bir armağan...
Oysa güneş
ışığını bir hesap defterine yazmıyor.
Doğuyor ve aydınlatıyor.
Ama şimdi biliyorum,
sen güneş değilsin.
Benim karanlığımı dağıtmak
senin görevin değil.
Sana seslenirken
kendi içimdeki sabahı da arıyorum.
Bir gülümsemeni beklerken
kendime de gülümsemeyi öğreniyorum.
Güneşin kızı,
eğer bir gün yeniden
aynı ışığın altında durursak,
bana geçmişimi unutturmanı istemeyeceğim.
Yalnızca bugünü
daha dürüst yaşamama izin ver.
Çünkü artık biliyorum:
Işık istemek güzeldir,
ama insan kendi penceresini de açmalıdır.
Ve sabah,
bazen gökyüzünden önce
insanın içinde doğmalıdır.
Kayıt Tarihi : 24.10.2026 11:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!