El ayalarımı göğe açıp iki elimi birleştirdim. Dirseklerimi dizlerime dayadım. Avcumun içine aldım kafamı. Beynim o ana kadar hala kafa tasındaydı. Dizlerimde derin bir ağrı hissettim. Taşıyamamıştım beynimin yüzünü.
Zamanla yarışırcasına akan ırmak, önce gözlerimi kattı tatlı sularına. Çoğaldı Çoğaldıkça çoştu. Sığmaz oldu yatağına taşıverdi. Ardında bedenimi de kattı sularına bir bütün olduk. Zaman, ırmak ve ben. Aktık.
Akan suya uzanan dallarıyla, gövdesinde tutuyordu, söğüt ağacı o anın önces, ini ve sonrasını. Hem çok huzursuz hemde çok heyecanlıydı. Vaktin ikindi olmasını bekledi. Dudak şeklindeki ince uzun yaprakları kıpırdadı. Umarsızca öptü akan suyun yüzünü.
yüreğinin mi öğretisi
dizlerinin bu titrekliği
ya avcunda sakladığın
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta