Ey perçemine ‘ah’ düşmüş zümrüt.
Yeşilin coşmuş gökyüzüne akar,
Derinlerin giysisi mercanlar,
Seni eğilerek selamlar.
Sen ki ‘ah’ diyenin tercümanı,
Sen ki düşenin yarabandı,
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



