Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Sarılışında ne düşler,
Ne düşükler,
Sakınamazsın.
Aynı yolları,
Kimsesiz mekanları,
Birlikte özleme hasreti...
Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Bütün iç savaşlarda,
Rehin alındı bu yürek
Kandıramazsın.
Hangi çekilişin
Büyük ikramiyesi bu,
En uzak sevişmelerin
Yeni yetme utancı.
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
Sakınamazsın...
Yeni yetmelik işine gelince:
O zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçede var.
Bazı dillerde yok.
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Kime niyet kime felaket bu aşk,
Anlayamazsın.
Ödümüz patlıyor acı çekmekten
Oysa;
Biraz da acıdır,
Aşkın mayası.
Kaçınamazsın.
Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
Tutunacak yerimiz yok,
Resmi tutanaklarda.
Gülüşünde bin yıllık hasret var,
Saklayamazsın.
..........................
Bu yazık karşılaşmanın
Alnımıza çakılıyor anafikri:
Aşka cesaretimiz yoksa
Başka zaman görüşürüz!
Kayıt Tarihi : 9.6.2000 06:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




feda eden aziz Şehitlerimizi Rahmet ve minnetle anıyoruz.
---Zaferin anlamı Milletimizin birlik ve beraberlik içinde neler başarabileceğini
gösterir. Zaferimiz Türk Ulusal Milletimize kutlu olsun...
.
Düşman kuvvetleri, Ülke sathında
Hemi de Hünkârın, Payı Tahtında
Jurnalci-gambazı, Saray katında
Vatan Ahvalini ,Gördü Ordumuz.
.
Düşman Gemileri geldi dayandı
Çanakkale kükredi, kana boyandı
Şehitlerin Her biri, Yiğit Civandı
Düşmanı Denize, sürdü Ordumuz.
.
Nice insanlar, süngüye takıldı
Köylerimiz yağma oldu yakıldı
Binlerce Yiğidin, Kanı Döküldü
Bağrını kefenle, sardı ordumuz.
.
Türkü-Lazı-Kürdü, omuz-omuza
Küffarı Döktüler, Mavi Denize.
Hürriyet dönüştü, Aya-Yıldıza
Ağyara Dersini, verdi Ordumuz.
.
Çakıroğlu Yazdı, Getirdi Dile
Göz yaşı çağladı, dönüştü sele
Vatanım namustur, vermeyiz ele
Ulusal birliği, kurdu Ordumuz...
-----OZAN ÇAKIROĞLU----
Türkü-Lazı-Kürdü, omuz-omuza
Küffarı Döktüler, Mavi Denize.
Hürriyet dönüştü, Aya-Yıldıza
Ağyara Dersini, verdi Ordumuz.
Kardeşliğimiz daim olsun :)
elbette samanyolu galaksisine savrulan
kahve çekirdeği kokusuydu hasret,
ve sen;
her daim smokinli,
paytak paytak yürüyen bir penguendin,
ya ben,
bir yekpare orman çıtırtılarının ürpertisi…,
ah;
aşk…,
yüreklerimizin buzulunda,
kızakla kayan bir çocuğun,
hırkasına sakladığı çekiç ile kırmasıydı buzu…,
ve kulaç attık farklı iklimlerin soğuğuna ve,
şimdi titriyoruz tir\tir, ayrılık deyince...,
ki ayrılık,
yüzümün atlasına sinen,
çam kokusu ile,
kar tebessümleriydi…,
peki ve bir peki daha,
öyle duruyorum karşında,
tamamlanmamış bir sapak çayevi heykeli gibi,
öyle duruyorum,
taş kesilmiş bir taş bağırlı gibi,
bir martı leş niyetine didikliyor kalbimi ve
goncalarındaki hakikate aklımın ermediği,
bir gül bahçesi soluyordu sanki kalbimde…,
ve işittik,
/tamam mı
dedi…,
gaiplerden bir sesti,
duyduk…;
sol yanım liğme liğme,
alıp bir morg masasının üstüne attım
öylece attım solumu; soluğumu,
rayından fırlamış bir tren kadar
şaşkındım,
etrafa saçılan eşyalar gibi,
anlamsızdım,
içimin çatlağından sızan korku,
aklımın tavanından yüreğime damlıyor;
küfff kokusu,
nem kokusu,
ölülü masada sol yanım,
zuhûratın tâbisi tel örgümüzdeki,
parçalarımı topluyorum…,
bir martının gözlerini oyup,
çıkmış gözlerinin yuvalarına,
iki okyanus bilye yerleştiriyorum,
öylece…;
bir kardan adama havuçtan burun yapar gibi,
musafahasız,
böyle hazin, noksan ve tamamlanmamış,
tek kelime edemezken sükûtuna,
ve o buz gibi masada,
sol yanım ezik bir gül gibi ağlarken,
böylece,
böylece son bulmalı,
zincirlikuyunun asrî kokusu…,
karacaahmetin derviş gülüşü,
ah;
özel bir gün
hemde ramazan ayı
bunlarla bir olmayın
TÜM YORUMLAR (54)