Gülüşü güzel Dilber,
bir sabahın en masum yerinden düşmüş yüzüme.
Ne vakit gülsen
yüreğimde eski bir türkü başlar,
sözleri unutulmuş
ama ezgisi hâlâ kanayan…
Gülüşün;
kırık bir aynada kendini bulan çocukluk gibi,
hem tanıdık
hem uzak.
Bakınca içimden bir dağ kalkıyor
ve bir kuş konuyor omzuma
adı sabır.
Sen güldüğünde
dünya biraz duruluyor,
zaman aceleyi bırakıyor.
Kavgalar susuyor,
kelimeler utangaçlaşıyor,
ben kendime geç kalmıyorum.
Gülüşü güzel Dilber,
sen gülünce
yoksulluk bile utanıyor cebimde.
Yaralarım kabuk bağlıyor,
geceler adını fısıldamaktan yoruluyor.
Bir tebessümle
koca bir ömrü affettiriyorsun bana.
Bilir misin,
bazı gülüşler dua gibidir;
ne sözü vardır
ne sesi
ama göğe ulaşır.
Seninki öyle…
ellerimden kayıp
kalbime düşen bir âmin gibi.
Ben seni anlatırken
şiir olmaktan çıkıyorum,
suskunluğa yaklaşıyorum.
Çünkü her kelime eksik kalıyor,
her benzetme yarım.
Gülüşün,
benim bütün cümlelerimi bozuyor.
Ve ben,
adını içimde saklayan
bir kul kalıyorum sonunda.
Ne iddiam var
ne şikâyetim.
Sadece sevmekle sınanan
bir yüreğin sessizliği…
Sona yaklaşırken
söz de eğiliyor,
kalem de.
Bu şiirin içinde
ben değilim artık,
bir mahlas konuşuyor:
Kul Ortak der ki:
gülüşü güzel Dilber’e
kalbinden düşen
en temiz suskunluğu bırakıyor.
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 5.1.2026 23:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!