Zamanın durduğu bir akşamın ufkunda,
Sana doğru esen bir rüzgâr olmak vardı...
Kuru bir hurma kütüğü gibi minberinin altında,
Aşkınla inleyip, hasretinle yanmak vardı.
Ey Yetimlerin Sığınağı, Mazlumun Penahı!
Dünya, karanlık bir dehlizde yolunu kaybetmişken,
Sen doğdun; nurunla aydınlandı her bir ten.
Gül kurusu dudaklarından dökülen her hece,
Bir diriliş muştusuydu, bitti o uzun gece.
Sen yürürken bulutlar gölge olurdu yoluna,
Biz ise hasret kaldık hırkanın tek bir koluna.
Adın anıldığında yüreklerde bir sızı titrer,
Ümmetin her nefeste, adını tesbihle zikreder.
Ya Resulullah!
Biz Seni görmeden sevdik, Veysel Karani gibi,
Gözyaşımız mısralara döküldü, birer inci gibi.
Mahşerin o dehşetli, o en çetin gününde,
Bırakma bizi, durmak isteriz senin önünde.
Liva-ül Hamd sancağının altında topla bizi,
Gül yüzünün şavkıyla temizle kalbimizdeki izi.
Sen ki “Ümmetim!” dedin her nefes alışında,
Biz de “Sensin!” diyoruz, her gönül atışında.
Bu Naat Hakkında Kısa Bir Not:
Bu şiirde; Efendimiz'in ayrılığıyla inleyen "Hannâne" (hurma kütüğü) mucizesine ve O'nun her daim ümmetine olan düşkünlüğüne atıfta bulunulmuştur.
"Gemini ile ortaklaşa kaleme alınmıştır"
Leyla GüleçözKayıt Tarihi : 16.3.2026 04:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Efendimiz aleyhissalâtu vesselâma olan sevgimiz, Yapay zekâ Gemini ile ortaklaşa yazılırsa nasıl bir naat ortaya çıkar diye yaptığım bir denemeden hâsıl olan bir şiirdir.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (1)