'Eller yukarı cepler dışarı' dedi aniden
Ceplerim de bir dolu sorma gitsin, birikmiş işte...
'Ellerim yukarıdayken ceplerimi nasıl boşaltabilirim' diye savurdum bahaneyi...
Bu bekleyiş, ertesi gelmeyen bir arife,
Ya da yirmi dördü vurmayan saat
Bu bekleyiş, ırmağın denize kavuşamaması,
Hep bu bekleyiş, günün doğuşuyla batışının arası.
Bu bekleyiş zor, bu bekleyiş acı
Perde indi,
Gözler indi,
Bir yürek sustu!
Bin yürek yaslı..!
...
1956’nın son gününde doğan,
- Şeyda'ya -
Şiirimi sardım, bağladım güvercinin ayacığına,
yolluyorum sana..
Sana uçurduğum tüm beyaz güvercinlerle birlikte..
ve düşün;
Biricik kızkardeşime ithafen..
Bir bebeğim vardı;
Onu annem benim için doğurmuştu;
fazla bebeğimde yoktu zaten;
isabet olmuştu.
Kendinle başbaşa kaldın mı hiç?
Yalnızca ruhun ve bedeninle...
Hissettin mi ölümü yanıbaşında?
Dönmüşse evlilik, bir evciliğe
Perdenin kapanma vaktidir gayri
Replik tükenmiş, senaryo bitmişse
Seti terketmenin vaktidir gayri.
Bilene bir tahttır bu dünya evi
Aşk oduyla yüreğim dağlı,
Sevda yoluna düşeli.
Gözümde bebeği yitik,
kirpiklerimsıra milli,
Dilim dişlerime vurmaz
Kulağımda sesler yitik.
Dünya,
Sende Can'dan gayrı nem kaldı!
Yaşamaksa böyle..
Hayat değil bu!
Çağıl çağıl akan deli ırmaklara döndü
O,
Parlayan bir yıldız, göz kırpan uzaklardan,
Çağırır sanki aydınlık ve davetkar.
Lakin merdivenleri yok tahtının,
Benim de kanatlarım.
O,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!