Merhaba hırçın deniz,
Merhaba soğuk meltem,
Ve çocukluğumdan beri
Beni takip eden;
Bir yığın sarı yaprak,
Merhaba...
Mutluluk libasının içinde,
Kanlı bir gömlek
Kırık bir fincan,
Henüz kapağı açılmamış;
Kin damlaları sıçrıyor,
Bekleyişlerin üzerinden
Alın, varoluşu bana haram kılanlar,
Çember olun etrafında,
İçine gömülü kaldığım kendimin.
Geceyi dinleyen
ürkek bir kulağın öğüdüyle
dinliyorum sizleri;
Babamın,
Ömrümden uzun
Öğütleri;
Sığırlarla yürüdüğüm
Yolun toprağıyla
Doluşur boğazıma;
Arayıp durdu bir suçluyu,
Öfkeli rüzgarlarda sallanan
Parmaklarım,
Siyah aynalar,
Siyah aynaların ardında;
Ürpererek gördüğüm
Seni, papatyalar arasında
bulmuştum,
uzanır vaziyette...
Şimdi yine aynı çiçeklerin
arasına
bırakmak, boynu bükük.
Nesneler, yalnızca
bir çocuğun ellerinde canlanır;
Anlatır ona
Yerden, gökten, sayılardan
Ve bir kumrudan
Sakladıklarını...
Boşlukta kanat çırpan
İki dudaktı güvercinlerimiz,
Onlar, karanlığın içinde
Buluşurdu.
Ve koşardık çırılçıplak;
Bizi izleyen Tanrı'ya doğru,
Yaldızlı aynalar karşısında,
Yutuyorduk büyük lokmaları;
Sonra...
Gücümüz yetiyordu her şeye.
Sıkı sıkıya kilitliydi kapılarımız,
Gerçek denen küçük fareye;
Kopmamalı yuvadan,
Büyümeye sığınmak adına.
Gece ay ışığının yıkadığı,
Sivrisineklerin çullandığı
Toprak yollardan şaşmamalı...
Sevgisinden mahrum kalınmış;
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!