Bulutlar aralandı, güneş açtı ufuktan,
Gelmesi yakınlaştı melekler günler sayar.
Âlimlerin hocası gönderilmişti Hakk’tan,
Fîzan'da çöl gecesi Nil'de yıldızlar kayar
Yere düştü bir inci müjdelerle âfaktan.
Horasan Belh şehrinde açtı arza gözünü,
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
Devamını Oku
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
MÜKEMMEL BİR ESER.TÜM ÖVGÜLERE LAYIK BİR ŞİİR OLMUŞ.7+7 VEZİNLE ÇAPRAZ UYAKLARIYLA DÖRT DÖRTLÜK.KUTLUYORUM FATİMA HANIM ŞİİRİNİZİ.TAM PUAN.SELAM VE SAYGILAR...
Harika şiiri tam puanla kutluyorum
Yüreğinize kaleminize sağlık
saygılar...Özcan Akkuş
Seni kutluyor alnından öpüp, kucaklıyorum kardeşim.Olurda bu kadar olur valla bravo.Şahsen bayıldım.Sayfan zaten hep güzeldi dahada güzellik katmış bu değerli, nadide mısralar.Ne kadar güzel böyle bir kalem daha geniş palatformda duyulsun bence bu devasa şiiriniz buna layık çünkü.
Mükemmel bir çalışma sitenin mevlana şiir yarışması için yazılmış zannedersem. İşallah iyi bir derece alırsınız.
Selam saygı ve dua ile...
buyuk emek buyuk basari ve ozveriyle yazilmis takdir hakeden bir eser yurekten kutluyorum humeyracim.sevgilerimle
Solmayan nâdide gül, sevgi olup çağlayan,
Edep, ilimden önce; ilmi âmil bir âlim.
Dîvân-ı Kebîr nâzan, Mesnevi'de ağlayan,
Gülistanda açan nûr, ince, pâk halîm selim;
Âşk'ta ummandır gönlü, yürek teli bağlayan.
Harika dizelerin sahibini gönülden kutluyorum, tamamı itibariyle harika bir çalışma...Burcu Bir
öz bir söz ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.
Bulutlar aralandı, güneş açtı ufuktan,
Gelmesi yakınlaştı, melekler günler sayar.
Âlimlerin pîriydi, gönderilmişti Hakk'tan,
Fîzan'da çöl gecesi, Nil'de yıldızlar kayar;
Yere düştü bir inci müjdelerle âfâktan.
Horasan Belh şehrinde dünyaya açtı gözün,
Babası Bahâeddin, anne Mümine Hatun.
Bereket doldu semâ, hâzan güneşi özün,
Gökler sevinç içinde, sedâlarda eflâtun;
Kalbi sevgi aynası, derûn-i pâktır sözün.
Aydınlatır âlemi, gül çehresi Nûrsimâ,
Bilgelikte eşi yok, güneş misâli izi.
O âşıkların kutbu, “Kutlu Mürşit” dâima,
Gençliğe erdi yaşı, hocası Şems Tebrizi;
Bilgi denizi berrak ışık saçarken lem-â.
Hoşgörü ırmağında, Kevser nûr şelâlesi,
Kelebek kanadında, ipek sîm sırmasıyla,
Taç yaprağı açılmış, ruhun beyaz lâlesi
Zulmete dalanlara sevgi haykırmasıyla
Efsunla billûrlaşmış, aşkın neş'e şûlesi.
Çatlamış dudaklara âb-ı hayat sunarken,
Âşk mihrâbında dönen güle meftûn bülbüldür.
Coşar âhenkle kalbi, döne döne yanarken,
Diken içinde sûzan açan bir güzel güldür;
Hâbîb-i Kibriyâ’nın özlemini anarken.
Solmayan nâdide gül, sevgi olup çağlayan,
Edep, ilimden önce; ilmi âmil bir âlim.
Dîvân-ı Kebîr nâzan, Mesnevi'de ağlayan,
Gülistanda açan nûr, ince, pâk halîm selim;
Âşk'ta ummandır gönlü, yürek teli bağlayan.
Güneş zulmeti kovar nûrlarını saçarken,
” Ne olursan ol yine gel! ” gel hakikat yolu.(*)
Hayâ, imân cevheri, başında pâk taç varken,
Sırrâ erer Mevlânâ, yen içindedir kolu;
Sevgi tomurcukları gülşeninde açarken.
Şahadet kokan güller, huzur gizde, enginde,
Tuğyanın kıyısında yaşlı dünya virandır.
Kurtuluş reçetesi, hoşgörünün renginde,
Kanatları kırılmış masum canlar perrandır;
Dostluk, sevgi sunulur, merhamet ahenginde.
Kürdilî hicazkârda okunurken besteler,
Âsumânda gezinir, yürek gâmlı, derbeder.
Ney üflerken Mevlevî, kumrular kafesteler,
Semâzenler dönerken, gönülleri zapt eder;
Tülden kanatlarıyla melekler âhesteler.
Mevlevî Dergâhı’nda sedâ sunulur ân'a,
Peygamberin bağından kopup gelen bir güldür.
İnce ferâsetiyle gözlerinde bir mânâ,
Ebu Bekr’e dayanan, şecâatli ak tüldür;
Bir gül olup gönülde, döner Pîr-i Mevlânâ.
Kefenine bürünmüş, coşarken aşkta yelin,
Vuslata uzanır yol, şol âleme göçerken.
Yüreğin “Şeb-i Ârus”, beyaz duvaklı gelin,
Ölümsüzlük iksiri, aşk şerbetin içerken;
Perdeler kalkar bir bir aralanır engelin.
destansı bir sevme idi, Allah kabul etsin,Tebrikler...
Mevlevî Dergâhı’nda sedâ sunulur ân'a,
Peygamberin bağından kopup gelen bir güldür.
İnce ferâsetiyle gözlerinde bir mânâ,
Ebu Bekr’e dayanan, şecâatli ak tüldür;
Bir gül olup gönülde, döner Pîr-i Mevlânâ.
Gerçekten çok güzeldi. Onun adına söylenilebilecek ne varsa en sade ve anaşılabilir bir şekilde anlatılmış. Kutluyorum, kaleminize sağlık
NAZIM HİKMET’IN MEVLANA ŞİİRİ
“Sararken alnımı yokluğun tacı, / Gönülden silindi neşeyle acı,
Kalbe muhabbette buldum ilacı, / Ben de müridinim işte Mevlana.
Edebe set çeken zulmeti deldim. / Aşkı içten duydum, arşa yükseldim.
Kalpten temizlendim secdeye geldim. / Ben de müridinim işte Mevlana.”
NAZIM HİKMET
Tebriklerimle,
cahil işidir anlamadan konuşmak
sana nasip olmuş demek
pir ile tanışmak
umulur ki bize de nasip olur
inşallah
ahrette sizlerle haşrolmak
Bu şiir ile ilgili 239 tane yorum bulunmakta