Visal Bekler Mahşeri
Yanık tövbelerin ağıtlı yakarışlarını dinliyordu dışarıda huu çeken rüzgar...
Katran karası özler, savuruyordu gözyaşlarını Medine-i Münevvere’ye...
Nedamet hırkasına bürünmüş gönüller dergâhına kanat çırpıyor,
Nurûl-alâ nûrun menzilinde çırptıkça kâinat, senin yokluğuna ağlıyor Efendim.
Tüm sevgiler muhabbetine sarılmıştır benlikler, yok olur.
Cürümlerle üşüyen bedenler, ene’yi unutur, muhabbet ummanında kaybolur.
Ömür sayfaları dökülürken birer birer,
Zaman yokluğunun resmini çizer.
Hayy’lar yükselir, hasrete gebedir özlemler.
Güneş tebessümünü saçarken âleme,
Gökteki hilal gözyaşlarına mâtem tutar zifiri gecede.
Aşıklarının düğünü var havzı kevserin eşiğinde,
Şimdi mevsim sensizliğin ötesinde Efendim...
GÜL BERCESTEME...
Özümden süzülenler dökülürken kalemde,
Yakar artçı sancılar yürekteki sen yeri.
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta