Ben ki, cesareti Kaf Dağını aşmış, ateşten cümleler kuran bir savaşçıydım. Kelimelerimin kanatları vardı, en uzak düşlere uçurdum onları. Dağları deviren, fırtınaları dizginleyen bir mısracı...
Ta ki, senin adın çıkana kadar karşıma.
O iki hece, o birkaç harf... Koskoca dağlardan daha ağır geldi bana. Masanın üzerindeki o boş kağıda bakakaldım. O mürekkebin senin kutsal ismini kirleteceğinden korktum. Yazmaya kıyamadım. Çünkü her harfi, kalbime kazınmış bir çentikti; yazarken kanatacağını biliyordum.
Ve işte o an, o koskoca dağları delip geçen ben, zırhının ardında kırılgan kalbi çırpınan bir çocuğa döndüm. Sahip olduğum son cesaret, belki de bu suskunluktu. Yüreğim, işte o birkaç harfe, senin o kutlu ismini yazmaya asla yetmedi.
Ben gidince hüzünler bırakırım
Bu senin yaşadığındır
Bir ev sıkılır kadınlardaki
Bir adam sıkılır kadınlardaki
Seni sevmek bu kadar mı
O benim yaşadığımdır.
Devamını Oku
Bu senin yaşadığındır
Bir ev sıkılır kadınlardaki
Bir adam sıkılır kadınlardaki
Seni sevmek bu kadar mı
O benim yaşadığımdır.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta