Ben ki, cesareti Kaf Dağını aşmış, ateşten cümleler kuran bir savaşçıydım. Kelimelerimin kanatları vardı, en uzak düşlere uçurdum onları. Dağları deviren, fırtınaları dizginleyen bir mısracı...
Ta ki, senin adın çıkana kadar karşıma.
O iki hece, o birkaç harf... Koskoca dağlardan daha ağır geldi bana. Masanın üzerindeki o boş kağıda bakakaldım. O mürekkebin senin kutsal ismini kirleteceğinden korktum. Yazmaya kıyamadım. Çünkü her harfi, kalbime kazınmış bir çentikti; yazarken kanatacağını biliyordum.
Ve işte o an, o koskoca dağları delip geçen ben, zırhının ardında kırılgan kalbi çırpınan bir çocuğa döndüm. Sahip olduğum son cesaret, belki de bu suskunluktu. Yüreğim, işte o birkaç harfe, senin o kutlu ismini yazmaya asla yetmedi.
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta