Gözlerinin uzağında
Tanpınar’ın bahsettiği o yekpâre anın içindeyim şimdi,
Ne büsbütün dışındayım hayatın, ne de tam içinde.
Baudelaire’in sfenksi gibi sustum, bir piramit gibi ağırlaştım ,
Zaman kar taneleri gibi birikiyor omuzlarımda,
Her saniye biraz daha taşlaşıyor bu kaskatı yalnızlık.
Senin "günün nasıl geçti?" diyen o tek cümleni,
Dünyanın tüm şehirlerine, tüm kadehlerine değişmem artık.
Neruda haklıymış; aşk ne kadar kısa, unutmak ne kadar uzunmuş.
Yıldızlar bu gece daha bir mavi, daha bir titrek uzaklarda,
Tıpkı senin o gözlerin gibi, ulaşılamaz ve derin.
Gecenin rüzgârı gökyüzünde dönüp şarkı söylerken,
Ben Cansever’in o meşhur masasına oturdum yine,
Senin yokluğunu koydum masaya, senin o sessiz gidişini,
Masaya bir tabak daha koydum, sanki geleceksin gibi.
Geyikli gecelerden, yeşil ormanlardan çok uzağım şimdi,
Asfalt bitti, ama doğa başlamadı; sadece bu kesif sessizlik.
İçimdeki derviş postsuz kalmış, muradına erememiş,
Özlemiyorum dediğim her an, aslında bin kat daha özlemekmiş.
Şimdi anlıyorum ki bu acı yeni başlıyor,
Ve ben bu gece, en hüzünlü şiiri değil,
Kendi sessiz ve gecikmiş yıkımımı yazıyorum.
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 23:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!