gözleri sürmeli bir kertenkele
çöl sihirleri para etmiyor artık
üç katlı bir çöl inşa etmiş ruhumda
alt katta sevgililerim oturuyor, kira vermiyorlar
çatı katında ihtiraslarım, arzularım, imarsız bir yalnızlık
orta kat boş, bomboş, gür sakallı bir yalnızlık
sürünüyorlar, süründürüyorlar
sıcak, çok sıcak bu acılar, renklerde aşırı tuz kaybı
bir adam, hiç bir ressam çizemiyor eşgalini
sırtında defolu bir vaha çıkmış
belki sadece dikenli cümleler toprağında
ve biraz da fahişe kılığında birkaç serap
Birden biri kapatıyor çölün şalterini
sonra iyi ki doğdun diye bağırıyor biri
kocaman bir çöl pastası, üstünde kırk bir kum tanesi
çöl martıları ve deniz akbabaları, herkes toplanmış
ne mutluyum bilemezsiniz
hikaye bu ya, herkes dağıldı, kızgın bir fırtına sonrası
ufuk çizgisine kadar uzanan bir yorgunluk
gökyüzü bomboş, bir kaç yıldız yapıştırmalı, ucuzundan
bir çok şiire gitmez, klozet sözcüğü
olsun burada olsun,
bay klozet ve bayan sifon olsun
biri düşlesin, biri indirsin sifonu
topak ana vefakardır nasıl olsa, alır kucaklar ıstıraplarımızı
yine bir kazı çalışması bilinçaltımızda
verilen rahatsızlıklardan dolayı özür diliyor sahici öyküler
alışkınız, kazılara, genel bakım çalışmalarına
çölde mesaideyiz ne de olsa, ben ve bir kaç sözcük arkadaşımla
gözleri sürmeli kertenkele uyanıyor
dişlerini fırçalıyor, rujunu sürüyor
doğurgan bir dövme daha yapıyor kabuklu sırtına
şuh bir sürüngenlik, açık büfe ihtiras
hazır mısın tatlım bir rivayete daha diyor
başımı sallıyorum dirayet etmeden
sonra söyleniyorum kendimden çok uzakta
hiç tahmin etmezdim bir rüyamın böylesine ıslanacağını...
Kayıt Tarihi : 28.7.2012 18:34:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!