Gördüm Göreceğim Kadar Şiiri - Duran Bük ...

Duran Bükülmez
1073

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Gördüm Göreceğim Kadar

Bu yaşamda keder gamı
Gördüm göreceğim kadar.
Yalan dünyada sefamı.
Sürdüm sürcegim kadar.

Bıraktın fendi feleği.
Duvara astım eleği.
Çözmedim kundak belleği.
Sardım saracağım kadar.

Felek neyimi alacak.
Benzim soldurdu solacak.
Kalmadı yerim kaçacak.
Vardım varacağım kadar.

Çile dağlarına daldım.
Kör karanlık yerde kaldım.
Bir. zamanlar vardı aklım.
Verdim vereceğim kadar.

Bükülmez’im der kazara.
Canı düşürdüm pazara.
Kör karanlık bir mezara.
Girdim gireceğim kadar.

01.03.2026

Duran Bükülmez
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 21:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    bükülmez ozanım, tebrikler... bu muhasebenizi bizimle paylaştığınız için teşekkürler...

    ömrünüzün kalanı, geçmişinden daha iyi ve bereketli olsun,

    bizden de size küçük bir hatıra,

    kundak kokulu bebek masumluğuyla bulmak yokluğu,
    ve gözyaşlarıyla yürek katranını yıkamak dem be dem;
    zamanın sarkacında umut tohumları çatlasa,
    tufan sonrası durulan umman;
    kalpte bir ab/ı hayat katresi olsa…,
    ve konma/göçme aleminin ayrılıkları,
    için için,
    içine akan bir ırmak,
    ah kardeş payı edilen saatlerde,
    ömür biriktirmek,
    mümkünlü olaydı;
    ah nolaydı...,

    ilahi, kulağı kesik ve yetmişlik
    boyacı derviş mustafa dede;
    ayakkabılar parlıyor amma ne parlıyor,
    şu çilekeş takunyaları bile boyayacaksın belki lakin,
    her hevesin peşinden koşulmuyor,
    koşulmuyor;
    bilirsin…,

    turuncu ve kızıl gül yapraklarını
    ebeden soldurmayacak rahmet;
    ıslak kaldırımlara
    yüzükoyun serilmiş ölüleri dahi
    diriltebilse mesela…,
    ve kendinden gayrısını bilmez kibrin,
    mülevves göz pınarlarını kurutup,
    nâdim bir nefesten buğu olaydı,
    isli,
    kasvetli kodes camlarında,
    nolaydı…,
    ah;

    ki yaralı retinam,
    işte böyleyken;
    bir martı kanadını bile bile,
    gözlerime batırmışken,
    yaralı retinam,
    refakatçi balıklar başucumda ağlarken,
    şaşkın sözcükler
    ellerimde yapış yapış
    ve uğultusunda yalnızlığın
    acemi hüznü
    tıka basa dolmuşken içime,
    dökülmez mısralara inci taneleri, yâr;
    yâr balların balı,
    kırıldı içimde bir dal,
    bir ağıttır ücra suskunluğum,
    değişen her gün ile
    gömülüyorum ey en sana…,
    ah;

    tut ki daha çok seviyorum seni,
    burkulan içimin süreyya sürgünlerinde,
    acılarınla acılanmak istiyorum…,

    hangi yeryüzü, gökyüzüne bakmaz…
    ve sanılıyor mu ki,
    gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir,
    ah;

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)