Gönül tahtım viran, ömür nihayet,
Dermanım tükendi, bitti metanet.
Yarına çıkar mı bu can emanet?
Son nefesi vermeden gel gurban olduğum.
Gözlerim kapıda, kulağım seste,
Ruhum daralıyor dar bir kafeste.
İsmin hece hece son bir nefeste,
Yola düşüp ermeden gel gurban olduğum.
Gurbeti sılaya bağladım bugün,
Hasretin narıyla dağladım bugün.
Gülmedim, gizlice ağladım bugün,
Gözüm yaşı dinmeden gel gurban olduğum.
Dalından dökülen son yaprak gibi,
Güneşten çatlamış kuru toprak gibi.
Rüzgarda sallanan ak bayrak gibi,
Dizlerimin feri sönmeden gel gurban olduğum.
Güneşin vurduğu o soluk camda,
Hayalin canlanır her bir akşamda.
Şu fani ömrümün son durağında,
Geceler ömrü yenmeden gel gurban olduğum.
Ecel şerbetini sunmadan saki,
Bu dünya geçici, Yaradan baki.
Kavuşmak mahşere kalmasın ta ki,
Musallaya binmeden gel gurban olduğum.
Belki bir mucize, belki bir nefes,
Sesinde can bulur bu yorgun kafes.
Dağılsın içimde o kederli ses,
Şu karanlık sinmeden gel gurban olduğum.
Kışın ardı bahar, karın ucu gül,
Dalında şakıyor dertli bir bülbül.
Sen gelirsen eğer yeşerir bu kül,
Vade sona binmeden gel gurban olduğum.
Gelişin bayramdır, gülüşün şifa,
Sende son bulsun bu sonsuz cefa.
Gözüme görünsen tek bir bir defa,
Toprak beni emmeden gel gurban olduğum.
Doğsun sabahtan o kutlu aydınlık,
Bitsin bu derinden gelen yalnızlık.
Elimi tutunca geçer baygınlık,
Ruhum göğe dönmeden gel gurban olduğum
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 16:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!