Gelip geçmiş baharın senin,
Sen hangi baharı beklersin gönül,
Sararıp solmuş bağındaki güller,
Sen hangi bülbülü beklersin gönül.
Gün tükenip akşama kavuşmuş,
Sen hangi yeni günü beklersin gönül.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Gençlikteki günler olmuşsa anı
Kaplamışsa hüzün şimdi her yanı
Geçmişse ömürden vuslat zamanı
Bir derdine bin dert eklersin gönül.
Evet, bizim yaş kuşağına seslenmiş dizeler. Eğer vuslat çağı kaçıp gitmişse heyhat ki heyhat. Sevdanın en acısı tek taraflı sevmek değil mi? Sevgiler yüreğinizden hiç eksilmesin dost.
Kaleminize sağlık, bir dörtlük de ben ekledim izninizle.
Selam ve sevgiler.
Hamıya salam. tebrik edirem.Könlünüz her an hoş olsun.
-Gönül 4
Gelip geçmiş baharın senin,
Sen hangi baharı beklersin gönül,
Sararıp solmuş bağındaki güller,
Sen hangi bülbülü beklersin gönül.
Gün tükenip akşama kavuşmuş,
Sen hangi yeni günü beklersin gönül.
Şimdi mevsim hazanda
Sen hangi yalancı yazı beklersin gönül.
GÖNÜL DOSTU MEHMET ALİ TEKEN HOCAMA TEŞEKKÜR EDERİM
Bazen çığlık olup seslenmedin mi,
Gönül yağmurunda ıslanmadın mı,
Ümr-ü hazan oldu, uslanmadın mı,
Sen hangi baharı beklersin gönül
GÖNÜL DOSTU ORHAN ERDOGAN HOCAMA TEŞEKKÜR EDERİM
Bazen elimdeki gülüm olursun
Bazen çekilmeyen zulüm olursun.
Bazen beni üzen zalim olursun.
Neden bir kararda durmazsın gönül
GÖNÜL DOSTU ERSİN KAYIŞLI HOCAMA TEŞEKKÜR EDERİM
Doladın kendini çileye derde,
Arama boşuna çare yok nerde,
Mevsimlerin hepsi ayrı bir yerde,
Sen hangi baharı beklersin gönül...
GÖNÜL DOSTU RAHİME KAYA HANIM EFENDİYE TEŞEKKÜR EDERİM
'Bazen çığlık olup seslenmedin mi,
Gönül yağmurunda ıslanmadın mı,
Ümr-ü hazan oldu, uslanmadın mı,
Sen hangi baharı beklersin gönül '
Yıldırım Şimşek
ÜSTADIM SİZİ VE EMEĞİ GEÇEN ÜSTADLARIMI KUTALARIM...TAM BİR GÖNÜL ZİYAFETİYDİ ÇASLIŞMALARINIZ....TAM PUAN....SAYGILARIMLA...İBRAHİM YILMAZ.
tebrik ederim hüzünlü mısralardı..selam ve dualarımla
yüreginize saglık ....kutlarım ...saygılarımla...
Büyük bir hazla, şiir tadını duya duya ve gönül denen şeyin ne kadar sonsuz ve derin arzular içinde yüzdüğünü anlayarak okudum.
Gönül gözünüz açık olsun derim..
Kutlarım.
kısa şiirinzde hüzünler ve anlamlar uzundu Üstad.
hüzünler gönül kapınızdan içeri girmesin.
selam ve saygılarımla.
Gönlünüz var kaleminiz daim olsun.
ETKİN BİR PAYLAŞIM OLMUŞ
EMEĞİNE SAĞLIK
SAYGILARIMLA
-Gönül 4
Gelip geçmiş baharın senin,
Sen hangi baharı beklersin gönül,
Sararıp solmuş bağındaki güller,
Sen hangi bülbülü beklersin gönül.
Gün tükenip akşama kavuşmuş,
Sen hangi yeni günü beklersin gönül.
Şimdi mevsim hazanda
Sen hangi yalancı yazı beklersin gönül.
Tebrikler...
Başarılı bir çalışma...
Bu şiir ile ilgili 60 tane yorum bulunmakta