Nihal'in Gölgesinde
Nihal dedim, gül utandı, diken sustu,
Bir yaprak düştü zemheri vaktinde.
Gönül bir çerağ yaktı karanlıkta,
Alev, Nihal'in nefesinde gizlendi.
I
Bir bakışın yedi kat yerin dibine sızar,
Köklerimiz kavuşur yerin tam kalbinde.
Görünmez bir el değdi sazımın teline,
Tel dile geldi: "Nihal" dedi, "Nihal!"
Sonra sustu, çünkü söz bitti, anlam başladı.
II
Sen bir gül idin, ben bülbül,
Âdem ile Havva'dan kalma bir masalda buluştuk.
Cennetten kovulduk ama aşkla yargılandık,
Yasak meyve değildi yediğimiz,
Meyveydik biz, birbirimizde yendik.
Dudakların şeriatı yıkan bir ayet,
Tenin, kelamı kıbleye çeviren secde.
Her kıvrımında kayboldum benliğimin,
Bulduğumda Nihal'dim, Nihal'de ben eridim.
III
Bir yaz gecesi serinliğinde düşler kurduk,
Üşüdükçe birbirimizin teninde ısındık.
İki damla suyduk buluşup deniz olan,
Deniz olup kıyılara vuran, köpük olan.
Ey Nihal!
Seninle her buluşma bir vuslat provası,
Her ayrılık küçük bir kıyamet.
Gözlerin, leblerin, ellerin...
Üç harfli bir mucizenin üç şahidi.
IV
Dediler: "Mecnun çöllerde gezdi,
Leyla'sını aradı bulamadı."
Oysa çöl, Leyla'nın ta kendisiydi.
Mecnun kumlara karıştı,
Her zerresinde Leyla'yı hissetti.
Biz de öyle Nihal,
Her hücremde sen varsın,
Tenim seninle yoğrulmuş bir demet çiğdem,
Gölgen üzerimde, gölgem üzerinde,
Gölgelerimiz kavuştu bir gece yarısı,
Ayrılmadı bir daha.
V
Gece yarısı kalktım, sazıma dokundum,
Teller dilinde yine senin adın.
"Öyle bir yar sevdim" dedim, "Nihal adında,
Öyle bir yar sevdim, yar dediğim yaradan."
Aşkın üç harfi var: Elif, Lam, Mim,
Elif senin boyun, Lam saçların, Mim dudağın.
Üçü birleşince "ALLAH" olur dedim,
Dediler: "Âşık olmuş, divane olmuş."
Divaneyim, divane, seninle divane.
VI
Bir sabah vakti uyandım,
Güneş perdeleri araladı, odama girdin.
Bir güneş ki Nihal isminde,
Doğduğu yeri aydınlatan değil,
Doğduğu yeri yeniden yaratan.
"Sen kimsin?" dedim.
"Ben" dedin, "senin öteki yanın,
Kaybolduğun zaman bulduğun,
Bulduğun zaman kaybolduğun,
Kaybolduğun zaman varolduğun."
Anladım o an Nihal,
Aşk, Allah'ın yeryüzünde yürüyen gölgesi,
Biz de o gölgenin peşinden giden yolcular,
Yolun kendisi olan yolcular.
VII
Bir gece yine söz verdik birbirimize,
"Buluşalım" dedik, "rüyalarımızda."
Uyuduk, uyandık, buluştuk,
Rüya mıydı gerçek mi, anlayamadık.
Anladık ki Nihal,
Aşk, rüya ile gerçek arasında bir yer,
Uyanıkken görülen düş,
Düşte yaşanan gerçek.
Gözlerin ufuk çizgisi,
Dudakların ikindi vakti serinliği,
Tenin, tenimde vahiy gibi inen nur.
Ellerin, ellerimde dua,
Dudakların, dudaklarımda amin.
VIII
Nihal dedim, gül utandı, diken sustu,
Bir yaprak düştü zemheri vaktinde.
Gönül bir çerağ yaktı karanlıkta,
Alev, Nihal'in nefesinde gizlendi.
Ne yandık ne kül olduk,
Ne öldük ne dirildik.
Bir eşikte bekliyoruz Nihal,
Bir eşikte, ne orada ne burada,
Ne tende ne canda,
Ne sende ne bende.
Belki de aşk, işte tam orada,
İki nefes arasında,
İki dünya arasında,
Senle ben arasında...
Nihal, gölgen düştü yüreğime,
Kök saldı, filiz verdi, açtı.
Sen bir bahar yağmuruydun,
Toprak bendim, kabul ettim.
Sana âşık olmak,
Kendimi bulmaktı Nihal,
Kendimi kaybederken.
Sana âşık olmak,
Ölmeden önce ölmekti,
Ölümsüzlüğü bulmak.
Sana âşık olmak Nihal,
Allah'ı sevmekti,
Senin üzerinden,
Seninle birlikte,
Senin sayende.
Amin.
Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 22.2.2026 18:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!