Bin dokuz yüz doksan üç on yedi şubatında
Eşref paşa dediler, uçaktaydı dediler
Yanında dört subayla tam da başkent sathında
Düştü kaza dediler, su-i kast! demediler
Neydi Eşref paşayı hedefe koydurtan sır
Değil mi hürriyete tutkulu esareti
İhanet bu milletin sırtında paslı nasır
Hiçbir çağda bitmedi Sabbah'ın zürriyeti
Aynı elin ürünü nice faili meçhul
Mağduru malum olan karanlık cinayetler
Gölge oyunlarıyla kör dövüşü pis usul
Hep aynıydı ardında beliren işaretler
Sonra iki bin dokuz martın yirmi beşinde
Bu kez bir helikopter rengi kan kırmızısı
Kartal bakışlı yiğit sonsuzluğun peşinde
Hâlâ yüreklerdedir alev gibi sızısı
Yüzündeki tebessüm şehadetin rengiydi
Asmıştı sancağını ölümün otağına
Duruşundaki heybet Elif'in âhengiydi
Sonsuzluk çekiyordu arslanı Keş Dağı'na
Şimdi Tatvan dediler on bir şehit dediler
Osman Paşa dediler gördümdü bir karede
Asker eğilmez deyip hep eksik söylediler
Bükülmez imanıyla eğilmişti secdede
Öyle ya secde izi en çok asker alnına
Yakışırdı çünkü o göklerden izlenirdi
Öyle öğrendik bizler düşlerimizde bile
Görür isek bir asker temsil melek denirdi
Helikopter ve uçak şekilli tabutlardı
Canımızdan yediler sonra kaza dediler
Arkasında kim bilir hangi gölgeler vardı
Vicdanlar sakat kaldı fail söylemediler.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 09:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Canımızı yakan faili meçhul cinayetler için yazıldı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!