Şehir, sırtında paslı bir keder taşıyor,
Camlardan dışarı dumanlı bir susku sızıyor.
Gözler yabancı bir iklimin uzağında,
Her kalp kendi karanlığına yaslanmış.
Zaman, çatlak bir aynada eriyor sanki,
Sokaklar, gidilmeyen adreslerin yorgunu.
Bir avuç gökyüzü arıyor gözlerim,
Betonların arasında unutulmuş bir çocuk gibi.
Kimse sormuyor gölgelerin nereye gittiğini,
Herkes bir parça "dün" biriktiriyor cebinde.
Işıklar sönünce başlıyor asıl hikâye;
Şehir susuyor, biz konuşuyoruz içimizde.
Adımlarımızda adsız bir gurbetin sızısı,
Vitrin camlarında yabancılaşan suretler.
Her durak biraz daha eksiltiyor bizi,
Emanet gülüşlerle örülüyor mesafeler.
Ve nihayet, akşamın rengi çökerken şehre,
Kelimeler geri çekiliyor gizli sığınaklara.
Işığa bakamayan gözlerin yorgunluğuyla,
Kapanıyor kapılar, kalıyoruz o büyük tenhalıkta.
Kayıt Tarihi : 20.2.2026 22:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!