kestim fotoğraflarımı
kadrajları parçaladım kendim gibi
tenimden yırttım kaybol’anları
zamanda bölünmüş kaldım
bütün içinde eksik
kelimelerarası savaş
bir satır üstü şehit
bir satır altı beyaz
doğumun doğduğu yer, öldüğüm
öldüğümde
yastığım kuzey
yatağım kar soğuğu
kokunu silebilirim
silebilirsem uykuyu
tabiat dilsiz
sardım… ince bir acıyı karla temizler gibi
yağmurun getirdiği toprak kokusuyla kutsar gibi kanayanları
dünümde cenin duruşu, tüyden bir koza
mucizeyle yaratılmış uyanışın yarı ölümüne dalar gibi
annemi ilk kez tanıdığım o anı hatırladım.
her şeyi unutuyorum yeniden
hiçbir şey bilmiyorum
beyazın yaşama en arsız tonunda
sübyan bir kağıt boşluğu bırakıyorum aklıma
gidiyorum.
şahane bir vadi
bekledim penceremde karanlık olmasını
oysa bahar kokarken odam
elbet dosttu serinlik
elbet gündüz yorgunu
esti uzaklardan, eski hatıralardan
ılık bir dem aktı yine de gülümseyen yüzümde
şimdi başucunda soluduğun,
küçük çocuğun gözlerinde mi doğdun
yoksa çok önce mi yaratmıştı fırçayı tutan el seni
beklediğin geldi mi, hani şu bakandan gizlediğin gözlerine sinen
ağırdır uçamayan canlının varlığı, ki çok zamanlar bitti
ayrılmayı bilmeyene,
veda sözüdür “hoşgeldin”
…HOŞGELDİN
gidişine bugün oldu
kahıra hile yaptım
kazık attım ağına dolanmaya
gölgemi bırakıp çıktım duvardan
adım attım sana vardım
sana vardığımda bağlandım ayaklanmaya
sana benzeyemedik
bahanelerle bağlayıp gözlerimizi
gözlerimizi ki yaratmıştın olsun diye görülenin dili
sustuk bakmaya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!