Seni sevmek, bu devasa mavinin ortasında
Kırmızı bir sandalyeye bütün bir ömrü sığdırmakmış.
Bakışların, o binanın pencerelerinden sızan bal rengi sızı,
Eski bir alfabenin unutulmuş, en harfiyen can acıtan sızısı.
Bu bina ki; gökyüzünün yırtık cebinden düşmüş bir kibrit kutusu,
İçinde sönmeye yüz tutmuş birkaç sevişme, bir tutam da sürgün korkusu.
Merdivenler, sanki bir kadının gerdanındaki o imla hatası;
Çıktıkça yorulmuyorum da, indikçe azalıyor sanki bu kentin haritası.
Sen sırtını dönmüşsün, bir denizi emziriyor omuzların,
Benimse cebimde paslanmış anahtarlar, hiç açılmamış kapıların.
Mavi, burada sadece bir renk değil, bir çeşit anayasa suçudur,
Ve senin o sarı ışığın, bu karanlık rejimin tek meşru ucudur.
Seni bir mısra boyu öpmek vardı şimdi,
Tam da bu betonun göğe değdiği o imkansız yerden.
Ama biz, iki ayrı dizeye hapsedilmiş kafiyeleriz;
Görüşmemiz imkansız, ayrılmamız ise bir şiir cinayeti...
Kayıt Tarihi : 22.12.2025 19:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!