Sıra sıra dizilirler
Yol kenarına
Paçavralar içinde
Yüzleri kir rengi...
Biraz ürkek
Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş Türkçesi;
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...
Devamını Oku
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...
Sıra sıra dizilirler
Yol kenarına
Paçavralar içinde
Yüzleri kir rengi...
Biraz ürkek
© Copyright Antoloji.Com 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Şu anda buradasınız:Göçmen Çocuklar Şiiri - Yorumlar
6 Ocak 2026 Salı - 10:34:25

Allah kimseyi ve çocukları yurtsuz yuvasız annesiz babasız bırakmasın.Değerli hocam ,şiirinizle duygulari o kadar güzel işlemişsini ki,konuyu bize söyleyecek söz bırakmadınız.,şiiiriiniz başlı başına bir duygu yükü idi.yüreğinize sağlık.,kaleminiz daim olsun.tebrikler,selamlar
Çocuklar
Sakın hayallerimizi yağmaladınız demeyin ha!
Aslında sizlere;
Kırmızı bisikletler,
Mavi, beyaz,turuncu toplar,
Çeşitli kitaplar,
Sindi bebekler,
Horozlu şekerler daha neler neler alacaktık,
Ama içkiden sigaradan artıramadık.
Bizlere sakın sitem etmeyin;
Sizlere tek öğretemediğimiz,
Barış, kardeşlik, saygı ve sevgiydi.
Onu da çok aradık,
Ancak, kendi yüreklerimizde bile bulamadık…
Heyy! … çocuklar;
Sizleri daha da çok sevecektik,
Ama beklemediniz ki…
Barış abi’ nizin şarkılarında
Ve… Adile teyze’ nizin gülücüklerinde
Hemen, erkenden gittiniz…
Güner hanım; naçizane ''Çocuklar Biz Sizleri Çok Sevdik'' adlı şiirimden mısralarımla duygu selinizde damla olmak istedim.
Duyarlı yürek sesinizi tebrik ediyorum efendim.
Saygıyla.
O utanan çocukların yerine bizlerin, dünyayı kirletenlerin utanması gerek ancak onların asla umurunda değil inanın...
Çocukların okullarında sıcacık evlerinde olması gerekirken sürgün edilmişcesine cefa ve yokluk yoksullukla ekmek kavgalarına düşmesi insanlığın ayıbıdır, günahıdır...
Dünyamı adaletsiz yoksa dünyayı böylesi yaşanmaz kılan bizler miyiz...
Oysa yaşarken insanın cennetini cehenneme çeviren bizleriz ve cennet vadi ile kandıran da bizleriz...
İnsan olan her yüreğin bu çaresizlik önünde yüreği sızlar... İnsanın, insanlığın yitişini seyrediyoruz hep bir elden...
Duyarlı yüreğinize kaleminize sağlık Güner hanım...
Nice şiirlere diyerek
Saygımla...
Çok sade, tertemiz bir dille,adaletsiz kirlenmiş dünyamızda çıkar menfaat uğruna çıkartılan o uğrsuz savaşların en büyük mağduru gariban çocukların yürek parçalayan hallerini dile getiren,duygu yüklü,oldukca etkileyici güzel bir şiirdi.Duyarlı yüreğinize sağlık Güner hanım,gönülden kutluyor,selam ve saygılarımı iletiyorum..
Dünya savaşlarla alt üst oluyor,insanlar yerlerinden yurtlarından oluyor.Filler tepişiyor karıncalar eziliyor.En çok da çocuklar çekiyor acısını yaşananların....hayatları kayboluyor.....İç burkan bu gerçeği gözler önüne seren güzel şiirinizi kutluyorum Güner Hanım....TEBRİK EDİYORUM..
Duyarlı yüreğinizi tebrik ediyorum Güner Hanım....
Saygı ve sevgilerimle..
Göçmen olanın halini en iyi o göçmenliği yaşayanlar bilir. Evini, yurdunu, rahatını bırakıp kim gitmek ister?
Yaşam olgusunda öncelikli koruma duygumuz var oluşa dairdir. Yaşam hakkını korumak için insanın yapmayacağı bir şey yoktur. Acımasız bir savaş ortamında en büyük darbeyi alan elbette çocuklardır. Onların her biri saf ve masumdur. Bizim kızgınlığımız asla çocuklar olmamalı, olamaz da.
Bizim kızgınlımızın asıl hedefi, bütün dünyada en büyük vahşetin uygulayıcısı emperyalist güçlerdir. Sözde uygar geçinen, gerçekte sömüren ülkeleredir.
Bizim kızgınlığımız, onlara bu durumu yaşatanlaradır. Devletimize de kızıyoruz. Neden mi? Madem ki sahip çıktınız, savaş ortamından kurtardınız, onlar için çok daha güvenli, insani yaşam şartları sunulması gerekmez mi? Yollarda perişan olan bu zavallı çocukları bizler görüyoruz da yetkililer görmüyor mu? Her türlü istismara açık bir biçimde yaşamalarına neden izin veriliyor?
Üstelik her ne kadar içimizden kahroluyorsak da, bunlar gün gelecek bir saatli bomba gibi olacak toplum içinde bu gidişle. Ülkemizin sosyal bir yarası durumunda olan bu çocuklar için bir an önce sosyal devletin gerekleri yerine getirilmelidir. Yoksa aldım, ortama başıboş
bir biçimde saldımla olmaz bu işler. Eğitim, barınma, yeme-içme gibi temel değerleri sunmak gerekir. Bu hem bu ülke insanları için hem de göçmen çocuklar ve aileleri için zorunluluktur.
Sosyal bir yaraya derinden vurgu yapan şiirinizi yürekten kutluyorum Güner Hanım. Selam ve sevgilerimle.
Savaşın korkunç yüzü...
Aslında hangi tarafa çevirirsen çok farklı bir yüzüyle karşılaşırız. Bir yüzü değil, onlarca yüzü, belki yüzlerce yüzü olmalı savaşın.
Sadece savaş algısıyla bakılsa ölen yüzlerce, binlerce erkek...
Diğer taraftan bir o kadar kadın ve kız...
Belki ölenler kurtuluyor.
Kimden?
Zulme uğramaktan...
Ya kadınlar ve kızlar?
Zulme uğrayanların diğer yüzü...
Kadın!.
Cinsel obje...
Alınıp satılan, acımasızca kullanılan, işe yaramayanlara hayat hakkı bile tanınmayan nesneler(!)...
En korkunç yanı ise çocuklar.
Biçare, masum, sahipsiz, kimsesiz...
Savaşın ne olduğunu bilemeyecek kadar masum.
Ölümün ne olduğunu bilemeyecek kadar bilinçsiz...
Bazıları için organ kaynağı...
Dünyadan, zalimden, zulümden bihaber ve korunmaya muhtaçlar.
Utanmıyor zalim, utanmıyor dünya!..
Utanmıyor aç gözlüler!..
Utanmıyor vampir olmuş kan emiciler!..
Dilerim ki, zulmedenler daha büyük acılarla karşılaşsın...
Sevgi ve saygı rüzgârları esenliğiniz olsun.
Şair ;yaşamın,içinde olduğu ortamın en iyi gözlemcisidir.
SURİYE Sorunu ve onun üzerinden gelişen Suriyeli Göçmenler gerçeği bir insan olarak bizi doğrudan ilgilendiriyor.Aynı yakın coğrafyanın dramını birlikte yaşıyoruz ulus olarak biz.
Global politikaların dayatmasıyla kaçınılmazlaşan savaş yıllardır bu coğrafyada yaşayanların kanlarını akıtıyor.Yaşam kaotik eşikte duruyor yarınların nasıl gelişeceği kestirilemeden.
Vahşi kapitalizm doymuyor.Emperyalizm günden güne canavarlaşıyor.
Bu koşullardan dolayı yerinden yurdundan edilen masum çocuklar korkunun ve açlığın sarmalında birer obje olarak kendilerine değgin olmayan topraklarda yaşama haklarını kullanmaya çalışıyorlar.
İşte o çocukları gözlemliyor Şair.Gördükleri gerçeklerli ilintili olarak söylemek istediklerini şiire yaslandırarak 21.yüzyılın bu ilenç tonlu insan gerçeğini insan/kadın ve anne merkezli bir yürekle değerlendirerek genelde evrensel özeldeyse insancıl boyutuyla tarihe notunu düşüyor.
Okumak bir emektir.
Yazınsal olduğu kadar gerçek,gerçek olduğu kadar yazınsal nitelikli bu şiir okumaya değiyordu.
Kutluyorum Efendim.
Nicelerine.Erdemle...
Ben
Umuda yüzerken egede kıyıya vuran çocuk
Tanıdınız mı beni
Boy boy resimlerimle süslediniz gazete manşetlerimizi
İnsanlık kıyıya vurdu dediniz mi
Peki bu güne kadar neredeydiniz?
Donarken kanım, kızıla keserken duvarlar
Neredeydiniz
şimdimi böldüm uykularınızı
Yenimi titrerim yüreğinizin bam telini
Merhameti şimdimi hatırladınız
Neredeydiniz şakaklarımda kurşunlar uçuşurken
Sokaklarım kan gölüne dönmeden neredeydiniz?
Pardon
Silah satma yarışın daydınız büyüklerime
Yada kardeş kavgası için yaygara çıkarma
Misket bonbalarınızı göndereceğinize
Gönderseydiniz Suriye ye!
Çocuklarınızın rengarenk bilyelerini
O zaman Ben ölmezdim belki
Saçlarımda Yuva yapmazdı deniz kumlardı
üşümezdim içten içe
Buz kesmezdi ellerim
Morarmazdı dudaklarım
Belki kalkışmazdı bu göçe
Doğduğum yerde arardım yarınlarımı
Unutmayın unutturmayın beni hemi
Ayşeler, Osmanlar, aliler, Mustafalar
Bir daha vurmasın bu Sahillere
Ben son şehidi olayım bu savaşın
Sizlerde son şahidi.
Ozan Ali Aydın 2
Bu şiir ile ilgili 25 tane yorum bulunmakta